Hekimhanlı Osman Yıldırım (Resmi Site)
Hekimhanlı Osman Yıldırım (Resmi Site)
Bu sayfada Hekimhanlı Osman Yıldırım’ın günlük düşüncelerini, yaşadıklarını ve hayata dair yazılarını bulabilirsiniz. Her gün yeni bir yazı eklenmektedir.
Bugün yine mahallede dolaştım…
Rüzgâr hafif hafif esiyordu…
İnsan bazen böyle anlarda hiçbir şey söylemeden de çok şey düşünüyor…
Hayatın ne kadar hızlı geçtiğini…
Geçen yılları…
Ve geride kalan güzel anıları…
Sonra kendi kendime dedim ki…
İnsan her gün büyük mutluluklar yaşamıyor…
Ama küçük mutlulukları fark ederse…
Hayat daha güzel oluyor…
Bir selam…
Bir tebessüm…
Bir dostla edilen sohbet…
Ya da sadece temiz havada dolaşabilmek…
Bazen insanı mutlu etmeye yetiyor…
Bugün içimden şu geçti…
İnsan, sahip olduğu güzelliklerin kıymetini kaybetmeden bilmeli…
Çünkü bazen en büyük mutluluk…
Aslında her gün fark etmeden yaşadığımız küçük güzelliklerin içinde saklı oluyor…
Allah sağlık…
Huzur…
Ve gönül rahatlığı nasip etsin…
Çünkü insanın en büyük zenginliği…
Kalbinin huzurlu olmasıdır…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün 2 Temmuz…
Madımak'ta yaşanan acının üzerinden 33 yıl geçti…
Yıllar geçti…
Ama bazı acılar ne kalpten siliniyor…
Ne de hafızalardan…
2 Temmuz 1993'te yaşanan olayda, 33 aydın ve sanatçı ile 2 otel çalışanı olmak üzere toplam 35 kişi hayatını kaybetti…
Geride gözyaşı…
Özlem…
Ve dinmeyen bir acı kaldı…
Acının sağı da olmaz…
Solu da olmaz…
Acı, acıdır…
İnsan hayatının siyaseti olmaz…
İnsanlar düşünceleri ne olursa olsun…
Barış içinde yaşayabilmeli…
Bir daha hiçbir anne evladına ağlamamalı…
Hiçbir aile böyle büyük acılar yaşamamalı…
Bugün, 33 yıl önce hayatını kaybeden 35 kişiyi saygı ve rahmetle anıyorum…
Allah ülkemize bir daha böyle acılar yaşatmasın…
Sevginin…
Hoşgörünün…
Ve kardeşliğin hâkim olduğu yarınlar nasip etsin…
Unutmadık…
Unutturmayacağız…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün mahallede dolaşırken bir şeyi düşündüm…
Hayatta insanın zenginliği sadece para değil…
Bazen bir dost…
Bazen bir selam…
Bazen de hâlini hatırını soran bir insan…
En büyük zenginlik olabiliyor…
İnsan sevildiğini hissedince…
Kendini daha güçlü hissediyor…
Çünkü güzel sözler…
İçten bir tebessüm…
Ve samimi bir sohbet…
İnsanın yorgunluğunu bile unutturuyor…
Bugün bunları düşündüm…
Hayatın en güzel tarafı…
Geride güzel insanlar bırakabilmek…
Ve insanların kalbinde güzel bir yer edinebilmektir…
Allah herkese…
Değer veren…
Vefalı…
Ve gönlü güzel insanlar nasip etsin…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün benim için çok güzel bir gün oldu…
Mahallede akülü arabamla dolaşıyordum…
O sırada annem beni aradı…
"Osman, eve gel… Misafirin geldi." dedi…
Hemen eve döndüm…
Kapıdan içeri girince büyük bir sürprizle karşılaştım…
Özkan abim ve Özhan abim beni ziyarete gelmişler…
Hiç haberim yoktu…
Gerçekten çok mutlu oldum…
Birlikte oturduk…
Kahvemizi içtik…
Uzun uzun sohbet ettik…
Güldük…
Güzel vakit geçirdik…
Otururken aklıma o güzel söz geldi…
"Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır."
Aslında hatır, kahvede değil…
O kahveyi birlikte içtiğin güzel insanlardadır…
İnsan bazen en büyük mutluluğu…
Hiç beklemediği bir anda yaşıyor…
Bugün de benim için öyle oldu…
Beni unutmayıp ziyaretime gelmeleri…
Hâlimi hatırımı sormaları…
Birlikte kahve içip sohbet etmemiz…
Benim için çok değerliydi…
Özkan abime ve Özhan abime bu güzel sürprizleri için gönülden teşekkür ediyorum…
İyi ki varsınız…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün çok güzel bir gün yaşadım…
Belediye Başkanımız Mehmet Şerif Yıldırım aşure programı düzenlemişti…
Beni de davet etti…
Ben de büyük bir memnuniyetle gittim…
Beni görünce:
"Osman'ım gelmiş, hoş gelmiş."
dedi…
Yanıma geldi…
Sarılıp hâlimi hatırımı sordu…
İşte insanı mutlu eden şey sadece bir davet değil…
Bir engelli bireyin hatırlanması…
Değer görmesi…
Sevgi ve samimiyetle karşılanması…
Bunlar bizim için çok kıymetli…
Çünkü bazen toplumda engelli bireyler fark edilmeyebiliyor…
Ama bir insanın içten bir tebessümle yaklaşması…
Elini uzatması…
"Hoş geldin." demesi…
İnsanın kalbine dokunuyor…
Bugün kendimi gerçekten değerli hissettim…
Sayın Belediye Başkanımız Mehmet Şerif Yıldırım'a gösterdiği ilgi, samimiyet ve engelli bireylere verdiği değer için gönülden teşekkür ediyorum…
Allah kendisinden razı olsun…
İnşallah bu güzel yaklaşım herkese örnek olur…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün aklıma ilginç bir şey geldi…
Hani bir uygulama var…
Çalan müziği birkaç saniye dinliyor…
Sonra hemen şarkının adını ve kimin söylediğini buluyor…
Bazen düşünüyorum da…
Benim aklım da türkülere karşı biraz öyle çalışıyor…
Bir yerde bir türkü duymam yeterli oluyor…
Daha ilk birkaç sözünü duyar duymaz…
Türkünün adı…
Kimin söylediği…
Hatta devamındaki sözler bile aklıma geliyor…
Şarkıları hiç bilmiyorum…
Ama türküler benim dünyam…
Hafızamda belki 1.000–1.500'e yakın türkü vardır…
Yıllardır dinleye dinleye…
Hepsi sanki zihnime yazılmış gibi…
Çünkü türküleri ezberlemek için uğraşmadım…
Onları severek dinledim…
İnsan sevdiği şeyi kolay kolay unutmazmış…
Bugün bunu bir kez daha anladım…
Benim hafızamda türkülerin yeri gerçekten çok başka…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün bir türkü dinledim…
İnsanın içine dokunan, düşündüren bir türküydü…
“Sevmeyi Sen Alıştırdın”
Sözleri aklımda kaldı…
Bunda benim günahım ne
Sevmeyi sen alıştırdın
Alt üst ettin sen dünyamı
Öpmeyi sen alıştırdın
Aklıma bile gelmezdi
Sevmeyi sen alıştırdın
Öpmeyi sen alıştırdın
Bu türkü bana şunu düşündürdü…
İnsan bazen hiç beklemediği bir anda duyguların içine girer…
Sevgi de böyle başlar…
Sessizce…
Fark ettirmeden…
Sonra bir bakarsın ki hayatın değişmiş…
Bugün bu türküyü dinlerken içimden geçen şey şuydu…
Hayat her zaman aynı değildir…
Bazen çok güzel günler olur…
Bazen de insanın içini acıtan günler…
Ama her ikisi de insanı büyütür…
Tatlı günler insanı güldürür…
Acı günler insanı olgunlaştırır…
İkisi de kalpte iz bırakır…
Sevgi de böyle…
Bazen insanı mutlu eder…
Bazen de içini düşündürür…
Ama her zaman kalpte bir yer bırakır…
Bugün hissettiğim duygu buydu…
Sessiz bir türkü…
Sessiz bir düşünce…
Ve kalpte kalan bir iz…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün düşündüm…
İnsan bazen konuşacak birini arıyor…
İçindekileri anlatacak bir dost arıyor…
Ama herkesin etrafı kalabalık olsa da…
Herkesin derdini anlayan biri olmuyor…
Ben de bazen kapının önüne çıkıyorum…
Kendi duyacağım kadar bir türkü açıyorum…
Sessizce mahalleyi dolaşıyorum…
İnsan bazen en derin düşüncelerini, sessizce yol alırken buluyor…
Türkü çalarken insanın aklından çok şey geçiyor…
Hayat…
Geçen yıllar…
Yaşanan zorluklar…
Ve geleceğe dair umutlar…
Sonra kendi kendime diyorum ki…
İnsan umudunu kaybetmediği sürece…
Yalnız değildir…
Çünkü Allah, sabreden kullarını hiçbir zaman yalnız bırakmaz…
Bugün içimdeki duygu buydu…
Her şeye rağmen umudumu korumak…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün mahallede dolaşıp bir şeyi düşündüm…
Hayatta bazı insanlar her işini kendi başına yapabiliyor…
İstedikleri yere gidiyor…
İstedikleri işi görüyor…
Bunun ne kadar büyük bir nimet olduğunu belki de fark etmiyorlar…
Ama engelli bir insan için durum biraz farklı…
Bazen bir ihtiyacım oluyor…
"Anne" diyorum…
Bazen tuvaletim geliyor…
"Anne" diyorum…
Bazen küçük bir işim oluyor…
Yine anneme sesleniyorum…
Bugün mahallede dolaşırken bunları düşündüm…
Bir engellinin mücadelesi sadece kendi mücadelesi değil…
Anne ve babasının da mücadelesi…
Onlar da bizimle birlikte yoruluyor…
Bizimle birlikte üzülüyor…
Bizimle birlikte mutlu oluyor…
Bazen kendi kendime şunu da düşünüyorum…
Yarın bir gün anne ve babamız yanımızda olmazsa ne olacak?..
İşte bu düşünce insanın içini burkuyor…
Çünkü biz sadece bugünü değil…
Yarını da düşünmek zorundayız…
Allah anne ve babalara sağlık versin…
Allah hiç kimseyi çaresiz bırakmasın…
Engelli bireylere de güç, sabır ve güzel insanlar nasip etsin…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün engelli olmayı düşündüm…
İnsan yaşamadan bazı şeyleri tam anlayamıyor…
Engelli olmak sadece yürüyememek…
Ya da bazı işleri yapamamak değildir…
Bazen sabretmektir…
Bazen mücadele etmektir…
Bazen de insanların görmediği zorluklarla yaşamaktır…
Bir yere giderken düşünmek…
Bir yola bakarken hesap yapmak…
Herkesin kolayca yaptığı şeyler için çözüm aramak…
Bunlar engelli bireylerin günlük hayatının bir parçası…
Ama engelli olmak sadece zorluk demek de değildir…
Sabretmeyi öğretir…
Mücadele etmeyi öğretir…
Pes etmemeyi öğretir…
Ben de hayatım boyunca birçok zorluk yaşadım…
Ama hiçbir zaman umudumu kaybetmemeye çalıştım…
Burnumla telefon kullanmayı öğrendim…
Yazılar yazdım…
Fotoğraflar çektim…
Kendi çözümlerimi ürettim…
Çünkü hayat devam ediyor…
Bugün şunu düşündüm…
Engelli olmak bir eksiklik değil…
Hayata farklı bir yerden bakabilmektir…
Ve her şeye rağmen yaşamaya devam edebilmektir…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün mahalleyi geziyorum…
Yeni yapılan yolda dolaşırken içimden geçenleri düşündüm…
Bir zamanlar çok küçük bir alanda gidip geliyordum…
Şimdi ise mahallede rahat rahat gezebiliyorum…
Bu bana iyi geliyor…
Çünkü uzun zamandır özlediğim şeylerden biri buydu…
Mahallede özgürce dolaşabilmek…
Yolumuzun yapılması çok güzel oldu…
Emeği geçenlerden Allah razı olsun…
Ancak bir konuda endişem var…
Bazı araçlar bu yolda çok hızlı geçiyor…
Bugün aklıma bir fikir geldi…
Mahallenin girişine bir levha konsa…
Üzerinde de:
"Burada engelli var, lütfen yavaş gidiniz."
yazsa…
Belki sürücüler biraz daha dikkatli olur…
Çünkü bu yolu sadece arabalar kullanmıyor…
Çocuklar var…
Yaşlılar var…
Ve biz engelliler de varız…
İnşallah herkes biraz daha dikkatli olur…
Hem yolumuz güzel oldu…
Hem de herkes güven içinde kullanır…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün düşündüm de…
İnsan bazen bir şeyi çok ister…
Olmayınca üzülür…
Bekler…
Sabreder…
Ama olunca da mutluluğunu tarif edemez…
Benim yol meselesi de öyle oldu…
Yıllarca söyledim…
Bekledim…
Olur mu olmaz mı diye düşündüm…
Sonunda yapıldı…
Şimdi her dışarı çıktığımda içimden bir sevinç geçiyor…
Çünkü eskiden bakıp geçmek zorunda kaldığım yerlere şimdi gidebiliyorum…
Bugün mahallede gezerken kendi kendime güldüm…
Bir zamanlar 15 metrekarelik alanda gidip gelen Osman…
Şimdi mahalleyi dolaşıyor…
Hayatta bazen küçük görünen şeyler…
İnsan için büyük mutluluk olabiliyor…
Bugün içimdeki duygu buydu…
Şükür…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün Babalar Günü…
Bugün babaları düşündüm…
Hayatta babalar sessiz kahramanlar gibidir…
Çok konuşmazlar…
Ama aileleri için sürekli emek verirler…
Çocuklarının mutlu olması için çalışırlar…
Onların geleceğini düşünürler…
Bazen sevgilerini kelimelerle değil…
Yaptıkları fedakârlıklarla gösterirler…
Bugün kendi babamı da düşündüm…
Onun emeklerini düşündüm…
Benim için yaptıklarını düşündüm…
Hayatta bazen bazı şeylerin kıymetini zaman geçtikçe daha iyi anlıyor insan…
Bugün Babalar Günü vesilesiyle babama da teşekkür etmek istedim…
Allah babamdan razı olsun…
Sağlığı yerinde olan bütün babalara sağlıklı ve güzel ömürler diliyorum…
Vefat etmiş babaları da rahmet ve dua ile anıyorum…
Bugün bir kez daha anladım ki…
Anne ne kadar değerliyse…
Baba da o kadar değerlidir…
Bu vesileyle tüm babaların Babalar Günü kutlu olsun…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün yeni yapılan yolda yine dolaştım…
Bir süre önce sadece çok küçük bir alanda hareket edebiliyordum…
Şimdi ise önümde uzanan bir yol var…
Bu yolun uzunluğunu ölçtüm…
Yaklaşık 218 metre çıktı…
Belki bazı insanlara kısa gelebilir…
Ama benim için çok büyük bir mesafe…
Çünkü bu yol bana özgürlük verdi…
Eskiden aynı yerde dönüp duruyordum…
Şimdi ise mahallede dolaşabiliyorum…
İstediğim tarafa gidebiliyorum…
Canım sıkılınca çıkıp gezebiliyorum…
Yol yapıldıktan sonra o kadar mutlu oldum ki…
Defalarca gidip geldim…
Her turda içimden aynı şey geçti:
"İyi ki yapılmış."
Bugün mahallede gezerken yine insanların güzel sözlerini duydum…
"Osman, iyi olmuş."
diyen oldu…
"Allah razı olsun."
diyen oldu…
Ben de mutlu oldum…
Çünkü bu yol sadece bana değil…
Mahallede yaşayan herkese fayda sağladı…
Bugün bir kez daha anladım ki…
Bir engelli için yol sadece asfalt değildir…
Yol demek özgürlük demektir…
Yol demek hayata karışmak demektir…
Yol demek istediğin yere kendi başına gidebilmek demektir…
Bugün 218 metrelik bir yolun bana ne kadar büyük bir mutluluk verdiğini düşündüm…
Bir de şunu fark ettim…
Meğer ben gezmeyi ne kadar özlemişim…
Mahallede rahat rahat dolaşmayı özlemişim…
Özgürce hareket etmeyi özlemişim…
Yıllardır içimde kalan bu özlem…
Bugün biraz olsun yerini mutluluğa bıraktı…
Ve yüzümde kocaman bir tebessüm oluştu…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün mahallede dolaşırken insanların söyledikleri aklıma geldi…
Yol yapıldıktan sonra herkes memnun oldu…
Bazı komşular bana:
"Osman, kendi yolunu ne güzel yaptırdın."
diyor…
Bazıları da:
"Belediye başkanını gördüğünde bizim buranın yolunu da söyle."
diyor…
Hatta bana:
"Osman, sen olmasan belki bu yol yapılmazdı."
diyenler bile oldu…
Bunları duyunca hem mutlu oldum…
Hem de güldüm…
Galiba mahallede benim adım çıktı.
Nereye gitsem yol konusu açılıyor…
Herkes benden bir istekte bulunuyor…
"Osman, bizim sokağı da söyle…"
"Osman, bizim tarafı da unutma…"
diyorlar…
Ben de gülerek dinliyorum…
Çünkü birkaç ay önce 15 metrekarelik bir alanda gidip gelirken…
Bugün insanların bana böyle şeyler söyleyeceğini hiç düşünmezdim…
Çünkü ben sadece kendi derdimi anlatmaya çalışmıştım…
Bir engelli olarak yaşadığım zorluğu söylemiştim…
Sesimin duyulmasını istemiştim…
Sağ olsunlar…
Beni dinlediler…
İlgilendiler…
Ve yolumuz yapıldı…
Bugün şunu anladım…
Bazen bir insanın derdini anlatması sadece kendisine değil…
Başkalarına da fayda sağlayabiliyor…
Yapılan yol sadece benim kullandığım bir yol olmadı…
Mahallede yaşayan herkesin kullandığı bir yol oldu…
Bu da beni ayrıca mutlu etti…
Bugün yüzümde tebessüm bırakan şey de buydu…
Galiba artık mahallede "yol işleri temsilcisi" oldum.
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün benim için çok özel bir gün…
Belki birçok insan için yapılan bir yol sıradan bir hizmettir…
Ama bir engelli için bambaşka bir anlam taşır…
Yaklaşık 2-3 yıldır akülü arabamla çok dar bir alanda hareket edebiliyordum…
Neredeyse 15 metrekarelik bir yerde gidip geliyordum…
Bir ileri…
Bir geri…
Her gün aynı yer…
Her gün aynı manzara…
Bir süre sonra insan sıkılıyor…
Hatta ben artık dışarı çıkmaktan bile soğumuştum…
Çünkü gidecek yol yoktu…
Gezebilecek alan yoktu…
Özgürlük yoktu…
Ama içimde hep bir umut vardı…
Bugün sabah başkanım yanıma geldi…
Durumumla yakından ilgilendi…
Benimle sohbet etti…
Yolumun yapılması konusunda destek verdi…
Sağ olsun sesimi duydu…
Sorunumu dinledi…
Ve yolumuz yapıldı…
Bugün bir kez daha anladım ki…
Engelli bireyler için yol sadece asfalt değildir…
Yol demek özgürlük demektir…
Yol demek bağımsızlık demektir…
Yol demek istediğin yere gidebilmek demektir…
Yol demek hayata karışabilmek demektir…
Bugün yol yapıldıktan sonra akülü arabama bindim…
Ve mahalleyi dolaşmaya başladım…
Bir tur attım…
Bir daha attım…
Sonra bir daha…
O kadar mutlu oldum ki…
Belki 10-15 kere mahalleyi dolaşıp geldim…
Çünkü yıllardır beklediğim şey olmuştu…
Bugün ilk defa kendimi daha özgür hissettim…
Rahat rahat gezebildim…
Rahat rahat dolaşabildim…
Benim mutluluğumun sebebi sadece asfalt değil…
Bir engellinin önündeki engelin kalkması…
İşte asıl mutluluk buydu…
Bu yüzden emeği geçen Mehmet Şerif Yıldırım Başkanıma ve muhtarımıza gönülden teşekkür ediyorum…
Allah razı olsun…
Sesimi duydular…
Beni çok mutlu ettiler…
Bugün benim için unutulmayacak bir gün oldu…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün kapının önüne çıktım…
Her zamanki gibi etrafı izledim…
Ama bugün özellikle şunu hissettim…
Bozuk yollar insanı çok yoruyor…
Sanki eski zamanlarda atla taşlı, engebeli bir yolda gitmek gibi…
Sarsıla sarsıla ilerliyorsun…
Durmak zorunda kalıyorsun…
Yavaşlamak zorunda kalıyorsun…
Bazen de hiç ilerleyemiyorsun…
Bozuk yol olunca hareket etmek zorlaşıyor…
Sanki her şey daha zahmetli hale geliyor…
Bugün bunu düşünürken şunu fark ettim…
Yol düzgün olunca hayat da kolaylaşıyor…
İnsan daha rahat dolaşıyor…
Daha özgür hissediyor…
Ama yol bozuk olunca her şey zorlaşıyor…
Engelli bireyler için yol çok daha önemli…
Çünkü yol sadece bir asfalt değil…
Bir özgürlük demek…
Bir yere gidebilmek demek…
Dışarı çıkabilmek demek…
Kimseye muhtaç olmadan hareket edebilmek demek…
Düzgün olmayan bir yol, insanın hayatını gerçekten zorlaştırıyor…
O yüzden erişilebilir yollar herkes için çok değerli…
Bugün içimden geçen buydu…
İnşallah yollar düzelir…
Herkes için daha rahat bir yaşam olur…
Yarın asfaltçılar bizim buraya gelecekmiş…
İnşallah güzel olur…
Yollar düzelir…
Ve bizim için de daha rahat bir ortam olur…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün yine kapının önüne çıktım…
Akülü arabamla dolaştım…
Aynı sokak…
Aynı yol…
Aynı manzara…
Her gün aynı gibi görünüyor…
Ama insanın içi bazen aynı olmuyor…
Bazen sessiz oluyor…
Bazen düşünceli oluyor…
Bazen de hiçbir şey hissetmiyor gibi oluyor…
Bugün biraz öyleydi…
Sanki gün tekrar ediyormuş gibi…
Ama yine de gün geçiyor…
Zaman ilerliyor…
Ve hayat kendi akışında devam ediyor…
Ben de elimden geldiğince bu günü yaşadım…
Türkü dinledim…
Biraz dolaştım…
Biraz düşündüm…
Ve günü bitirdim…
Belki dışarıdan bakınca her şey aynı görünüyor…
Ama içimde her gün küçük bir şey değişiyor…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün yine kapının önüne çıktım…
Akülü arabamla biraz dolaştım…
Her zamanki gibi aynı yerlerde gidip geldim…
Ama insan bazen aynı yeri görse bile farklı düşünüyor…
Bugün içim biraz sessizdi…
Çok konuşmak istemedim…
Sadece etrafı izledim…
Bazen hayatın en basit anları bile insana iyi geliyor…
Bir rüzgâr esiyor…
Bir ses geliyor…
Bir türkü açılıyor…
Ve insan o anı yaşıyor…
Bugün de öyle bir gündü…
Ne büyük bir olay oldu…
Ne de özel bir şey…
Ama yine de bir gün daha yaşandı…
Ve takvimde yerini aldı…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün yine bir gün daha geçti…
Hayatın içinde sıradan gibi görünen ama aslında insana bir şeyler öğreten günlerden biri…
Bazen büyük olaylar olmuyor…
Ama insan yine de düşünüyor…
Bugün ben de düşündüm…
Hayatın akışı hiç durmuyor…
Günler birbirini takip ediyor…
İnsan bazen fark etmiyor ama zaman ilerliyor…
Bugün içimde sakin bir his vardı…
Ne çok mutluydum…
Ne de çok üzgün…
Sadece vardım ve günü yaşadım…
Bazen bu bile yeterli oluyor…
Çünkü her gün yeni bir iz bırakıyor…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün kapının önünde dolaşırken düşündüm…
Hayat herkese farklı bir yol veriyor…
Kimi yürüyerek geziyor…
Kimi arabayla geziyor…
Ben ise akülü arabamla geziyorum…
Kimi eliyle telefon kullanıyor…
Ben burnumla kullanıyorum…
Ama sonuçta hepimiz aynı gökyüzünün altında yaşıyoruz…
Bugün kendi kendime şunu dedim…
İnsan sahip olmadığı şeyleri düşününce üzülüyor…
Ama yapabildiği şeyleri düşününce güç buluyor…
Ben de burnumla telefon kullanabiliyorum…
Yazılar yazabiliyorum…
Türküler dinleyebiliyorum…
Fotoğraf çekebiliyorum…
Ve düşüncelerimi insanlarla paylaşabiliyorum…
Belki hayatım kolay değil…
Ama yine de mücadele etmeye devam ediyorum…
Çünkü insan yaşadığı sürece…
Umut da devam ediyor…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün yine kapının önüne çıktım…
Akülü arabamla biraz dolaştım…
Bir yandan da kendi duyacağım kadar türkü açtım…
Kimseyi rahatsız etmeden…
Türküler bana eşlik etti…
Bazen düşünüyorum…
İnsan bazı şeylere zamanla alışıyor…
Ben de yıllardır burnumla telefon kullanıyorum…
Eskiden zor gelen şeyler şimdi normal geliyor…
Mesaj yazıyorum…
Fotoğraf çekiyorum…
İnternette geziyorum…
Haberleri takip ediyorum…
Hatta bazen insanlar görünce şaşırıyor…
Ama benim için artık hayatın bir parçası…
Bugün aynaya baktım…
Kendi kendime dedim ki:
"Demek ki insan isterse bir yolunu bulabiliyor."
Belki her şey kolay değil…
Belki bazı şeyler diğer insanlardan daha zor…
Ama yine de hayat devam ediyor…
Ben de elimden geldiğince yaşamaya…
Öğrenmeye…
Ve yazmaya devam ediyorum…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün dinlediğim türkü beni çok etkiledi…
Güler Duman söylediği “İncidir” adlı eserdi…
İçinde aşk vardı…
Ama kolay bir aşk değil…
Yoran, inciten, insanın kalbine dokunan bir aşk…
Türküyü dinlerken bazı sözler aklıma takıldı…
Düşme aşkın pençesine, ey garip…
Yarası pek derin, yürek incitir…
Yarin sevdasına nicesi talip…
Varırsa hoyrata, gönül incidir…
Gözün görür, katlanamaz, erirsin…
Ben söyleyim, yine de sen bilirsin…
Mecnun Kerem kavuştu mu sanırsın?
O aşk yüreğinde hep bir incidir…
Bu sözler bana çok şey düşündürdü…
Aşk bazen insanı mutlu eder…
Ama bazen de insanın içini yaralar…
Güven kırılınca…
Kalp incinir…
Sevgi yanlış yerlere gidince…
İnsan daha çok üzülür…
Bugün bunu dinlerken aklıma hayat geldi…
İnsan bazen sevdiği şeyler yüzünden yoruluyor…
Bazen de yanlış insanlar yüzünden kalbi kırılıyor…
Türkü bana şunu hissettirdi…
Kalbi korumak gerekiyor…
Sevgi güzel bir şey ama…
Doğru yerde, doğru insanla olunca güzel…
Bugün içimde kalan duygu buydu…
Bir türkü bazen insanın anlatamadığını anlatıyor…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün benim kekliğimi dinledim…
Sürekli ötüyor…
Bir şeyler anlatıyor gibi…
Ama ne dediğini anlayamıyorum…
Sonra aklıma başka bir şey geldi…
Bazen engelliler de biraz böyle oluyor…
İçlerinde söylemek istedikleri çok şey oluyor…
Anlatmak istedikleri çok şey oluyor…
Ama çoğu zaman onları gerçekten dinleyen olmuyor…
Kekliği kapının önüne koyuyorsun…
Biraz sonra başka bir keklik ses veriyor…
O ötüyor…
Bu ötüyor…
Sanki birbirleriyle sohbet ediyorlar…
Ama engelli bir insan kapının önüne çıkınca…
Bazen konuşacak birini bulamıyor…
Sohbet edecek birini bulamıyor…
Derdini paylaşacak birini bulamıyor…
Ben de çoğu zaman kapının önüne çıkıyorum…
Ama ne gidecek bir yer oluyor…
Ne de vakit geçirecek bir ortam bulabiliyorum…
Akülü arabamla hareket edebildiğim alan yaklaşık 15 metrekarelik bir yerle sınırlı…
Gün içinde aynı yerde defalarca gidip geliyorum…
Her gün aynı manzara…
Aynı sokak…
Aynı sessizlik…
Bazen de aynı yalnızlık…
Kapının önünde dolaşırken de kendi duyacağım kadar türkü açıyorum…
Kimseyi rahatsız etmiyorum…
Türküler bana eşlik ediyor…
Bazen bir türkü bitiyor…
Bir başkası başlıyor…
Ben de akülü arabamla yavaş yavaş dolaşmaya devam ediyorum…
Bugün kekliğime bakıp kendi kendime dedim ki:
"Sen tek…
Ben de tek…
Böyle ne olacak?"
Sonra içimden bir dua geçti…
Allah yardımcımız olsun…
Çünkü insan bazen sadece bir sohbet arıyor…
Sadece bir selam arıyor…
Sadece kendisini anlayacak bir insan arıyor…
Bugün kekliği dinlerken bunları düşündüm…
Belki de hayatta en değerli şeylerden biri…
Bir insanın sesini duymak değil…
Onu gerçekten anlamaktır…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün içimde farklı bir duygu var…
Ne tam mutlu hissediyorum…
Ne de tam üzgün…
Ama kalbimde büyük bir boşluk var gibi…
Nedenini sorsalar…
Belki cevap veremem…
Çünkü ben de bilmiyorum…
Bazen insanın hayatında her şey normal görünür…
Ama içindeki sessizlik büyür…
İşte bugün biraz öyle…
Uzun uzun düşündüm…
Geçen günleri düşündüm…
Yazdığım yazıları düşündüm…
Yaşadığım güzel anları düşündüm…
Ama yine de içimde tarif edemediğim bir duygu kaldı…
Belki her insanın hayatında böyle günler vardır…
Konuşmak istemediği…
Ama susunca da düşünmekten kurtulamadığı günler…
Bugün benim için öyle bir gün…
Yine de umudumu kaybetmek istemiyorum…
Çünkü hayat bana şunu öğretti…
En uzun gecenin bile bir sabahı var…
En zor günlerin bile bir sonu var…
Belki bugün içimde bir boşluk var…
Ama yarın ne getirecek bilmiyorum…
Belki güzel bir haber…
Belki güzel bir gülümseme…
Belki de yeniden içimi ısıtacak bir umut…
Şimdilik sadece şunu söyleyebilirim…
Bilmiyorum…
Ama bekliyorum…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün biraz değişik geçti…
Evde oturmaktan sıkıldım…
Biraz dışarı çıktım…
Hava yüzüme vurdu…
İnsanın içi açılıyor böyle olunca…
Bazen küçük bir çıkış bile yetiyor…
Bugün düşündüm…
Hayat sadece evde oturmak değil…
Biraz gezmek…
Biraz hava almak…
Biraz da etrafı görmek gerekiyor…
Ben de öyle yaptım…
Kendimi toparladım…
Günü boş geçirmedim…
İnsan bazen küçük şeylerle bile mutlu olabiliyor…
Bugün bunu bir kez daha anladım…
Ve içimden şunu dedim…
“İyi ki çıkmışım…”
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün biraz kendimden bahsetmek istedim…
Ellerim tutmadığı için telefonu normal insanlar gibi kullanamıyorum…
Eskiden telefonla uğraşmak benim için çok zordu…
Telefonu kullanmak istediğim zaman hep yerde uğraşıyordum…
Bir gün kendi kendime düşündüm…
"Acaba bana uygun bir telefon tutacağı var mı?"
İnternetten araştırmaya başladım…
Sonra kendime uygun bir telefon tutacağı bulup aldım…
Ama bir sorun vardı…
Aldığım tutacak arabama uymadı…
Ben de vazgeçmedim…
Arkasını söktüm…
Kendi arabama göre düzenledim…
Ve arabaya monte ettim…
Şimdi telefonum sürekli önümde duruyor…
Hem kapılarda dolaşıyorum…
Hem de burnumla telefonumu rahatça kullanabiliyorum…
Eskiden telefonla ilgilenmek istediğimde annem beni indirmek zorunda kalıyordu…
Bu hem annem için zordu…
Hem de benim için zordu…
Şimdi ise istediğim zaman telefonumu açıyorum…
İstediğim zaman geziyorum…
İstediğim zaman yazılarımı yazıyorum…
İstediğim zaman dünyayı takip ediyorum…
Yıllardır burnumla telefon kullandığım için artık biraz da ustalık geldi…
Bazen insanlar görünce şaşırıyor…
Ama ben alıştım…
Burnumla yazıyorum…
Burnumla geziyorum…
Burnumla araştırıyorum…
Ve günlük hayatıma devam ediyorum…
Kapının önünde dolaşırken de kendi duyacağım kadar türkü açıyorum…
Kimseyi rahatsız etmiyorum…
Türküler eşliğinde dolaşmak hoşuma gidiyor…
Bazen türkü dinleyerek düşüncelere dalıyorum…
Bazen de sadece etrafı seyrediyorum…
Bugün aynanın karşısına geçtim…
Ve burnumla kendi fotoğrafımı çektim…
O an kendi kendime gülümsedim…
Çünkü bir zamanlar zor görünen şeyleri bugün yapabiliyorum…
Bugün bunu düşünürken şunu fark ettim…
Hayatta bazen bir engel çıkıyor…
Ama biraz düşününce…
Biraz uğraşınca…
Bir çözüm bulunabiliyor…
Ben her zaman şuna inanıyorum…
Osman varken her şeyin bir çaresi vardır…
Yeter ki insan vazgeçmesin…
Yeter ki çözüm aramaktan vazgeçmesin…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün benim için kara bir gün…
Hayatta bazı tarihler vardır…
İnsan unutamaz…
Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin…
Kalbin bir köşesinde yaşamaya devam eder…
Benim için de iki çok kötü gün var…
Birisi 29 Kasım…
Diğeri ise bugün, 6 Haziran…
29 Kasım ve bugün benim için çok kötü…
Bu tarihler geldiğinde içimde bir hüzün oluşuyor…
İster istemez geçmişi düşünüyorum…
Yaşananları hatırlıyorum…
Bugün içimde tarif etmesi zor bir duygu var…
Ne kadar başka şeylerle meşgul olsam da…
Bu tarih aklıma gelince durup düşünüyorum…
Bazen insanın yüzü gülüyor…
Bazen seviniyor…
Ama bazı günler de oluyor ki…
Kalbin sessizleşiyor…
Bugün de öyle bir gün…
Geçmişi düşündüm…
Geçen yılları düşündüm…
Hayatın ne kadar hızlı geçtiğini düşündüm…
İnsan bazı günleri unutuyor…
Ama bazı günler hiç unutulmuyor…
Takvim yaprakları değişse de…
Yıllar geçse de…
O günlerin izi kalıyor…
Bugün benim için böyle bir gün…
Belki çok konuşmadım…
Belki içime attım…
Ama kalbim bugün başka türlü attı…
Yine de şunu biliyorum…
Hayat devam ediyor…
Yarın yeni bir gün doğacak…
Ve insan ne yaşarsa yaşasın…
Yoluna devam etmeyi öğreniyor…
Bugün benim için zor bir gün…
Ama umudumu kaybetmek istemiyorum…
Çünkü her karanlık gecenin ardından…
Mutlaka bir sabah geliyor…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün aklımda sevdiğim bir dizi vardı…
Arka Sokaklar…
Yıllardır izlediğim…
Karakterlerine alıştığım…
Bir dizi…
Bugün sezon finali yaptı…
Açıkçası içimde biraz burukluk oluştu…
Çünkü uzun yıllardır hayatımızın bir parçası olmuştu…
Rıza Baba…
Hüsnü Çoban…
Mesut…
Sanki evimizin misafiri gibiydiler…
Şimdi sezon finali olunca insan ister istemez düşünüyor…
Acaba yeni sezonda devam edecek mi?
Acaba yeniden ekranda görecek miyiz?
Şu an kesin bir şey yok…
Eylül ayında oluşacak şartlara göre belli olacak deniyor…
Ben de bekleyip göreceğim…
İnşallah devam eder…
İnşallah yeniden cuma akşamları ekranlarda olur…
İnşallah Rıza Baba'yı, Hüsnü'yü ve Mesut'u yeniden izleriz…
Çünkü bazı diziler sadece bir dizi değildir…
İnsanın alışkanlığı olur…
Hatırası olur…
Yılların birikimi olur…
Ben 23 yaşındayım…
Ve Arka Sokaklar hayatım boyunca hep vardı…
Bu yüzden bende ayrı bir yeri var…
Bugün içimdeki düşünce buydu…
Bekleyip göreceğiz…
Ama gönlümden geçen belli…
İnşallah Arka Sokaklar devam eder…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün kendi kendime şunu düşündüm…
Hayatta insanın en büyük zenginliği para değil…
Sevdiği insanların yanında olması…
Bir telefon açıp hâlini soran birinin olması…
Bir gün gelip kapını çalan birinin olması…
İnsan gençken bunu çok anlamıyor…
Ama yıllar geçtikçe anlıyor…
Dostluk önemli…
Aile önemli…
Hatırlanmak önemli…
Bugün bunu düşündüm…
Çünkü hayatta bazı şeylerin değeri parayla ölçülmüyor…
Bir güzel söz…
Bir içten gülümseme…
Birlikte geçirilen güzel bir gün…
Bunlar insanın kalbinde yer ediyor…
Bugün içimde böyle düşünceler vardı…
Ve kendi kendime şunu dedim…
Hayat geçiyor…
Önemli olan geride güzel hatıralar bırakabilmek…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün yine düşündüm…
Hayat gerçekten çok hızlı geçiyor…
Daha dün gibi gelen günler…
Bir bakıyorsun aylar önce kalmış…
Bir bakıyorsun yıllar geçmiş…
İnsan bazen buna şaşırıyor…
Bugün kendi kendime şunu sordum…
Acaba yıllar sonra bugünleri nasıl hatırlayacağım?
Belki bazı şeyleri unutacağım…
Belki de küçük bir hatıra aklımda kalacak…
Ama bildiğim bir şey var…
Bugün de yaşandı…
Bugün de hayatın içinden bir gün geçti…
Bazen çok mutlu oluyoruz…
Bazen üzülüyoruz…
Bazen de sıradan bir gün yaşıyoruz…
Ama her gün hayatımıza bir iz bırakıyor…
Bugün içimden şu geçti…
İnsan yaşadığı her günün kıymetini bilmeli…
Çünkü geçen gün geri gelmiyor…
Ama hatıraları bizimle kalıyor…
Bugün de hatıraların arasındaki yerini aldı…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün dinlediğim bir türkü uzun süre aklımdan çıkmadı…
Bazı türküler vardır…
Dinlersin geçer…
Bazıları ise insanın yüreğine dokunur…
Bugün dinlediğim türkü de öyleydi…
Türküde sevda vardı…
Özlem vardı…
Kırgınlık vardı…
Ama en çok da insanın içinde sakladığı duygular vardı…
Dinlerken düşündüm…
İnsan bazen derdini kimseye anlatamaz…
İçinde taşır…
Sessizce yaşar…
Kimse görmez…
Kimse bilmez…
Ama bir türkü çalar…
Ve sanki insanın içindeki bütün duygular dile gelir…
Bugün türküyle birlikte uzaklara daldım…
Geçen yılları düşündüm…
Yaşadığım günleri düşündüm…
Mutlu olduğum günleri…
Üzüldüğüm günleri…
Ve şunu fark ettim…
Hayat ne kadar değişirse değişsin…
İnsanın kalbine dokunan bazı duygular hiç değişmiyor…
Belki de bu yüzden türküler eskimiyor…
Çünkü onlar sadece bir şarkı değil…
Bir hayat hikâyesi anlatıyor…
Bugün dinlediğim türkü bana bunu hatırlattı…
Ve içimden şu geçti…
Bazen insanı en iyi anlayan şey…
Bir dost değil…
Bir türkü oluyor…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün öyle çok özel bir şey olmadı…
Ama yine de düşündüm…
Hayat aslında böyle geçiyor…
Bazı günler çok hareketli oluyor…
Bazı günler ise sakin geçiyor…
Ama takvim durmuyor…
Saatler durmuyor…
Zaman durmuyor…
Daha dün 31 Mart'ta ilk yazımı yazmıştım…
Bugün Haziran ayına girdik…
İki ay geçmiş…
İnsan gerçekten şaşırıyor…
Bugün kendi kendime şunu dedim…
İyi günler de geçiyor…
Zor günler de geçiyor…
Önemli olan geriye güzel hatıralar bırakabilmek…
Ben de yazdığım bu satırlarla…
Günlerimi hatıra olarak bırakıyorum…
Belki yıllar sonra okuyacağım…
Belki gülümseyeceğim…
Ama şunu biliyorum…
Bugün de yaşandı…
Ve hatıraların arasındaki yerini aldı…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün bir şeyi düşündüm…
Ben bu yazıları yazmaya 31 Mart'ta başladım…
Ve bugün tam 2 ay olmuş…
Zaman gerçekten çok hızlı geçiyor…
Daha dün başlamış gibi geliyor…
İlk günlerde annem bana:
"Osman, her gün ne yazacaksın?" dedi.
Ben de anneme:
"Anne, burası Türkiye…
Her gün yazacak bir konu çıkar."
dedim…
Gerçekten de öyle oldu…
Bir gün havayı yazdım…
Bir gün bayramı yazdım…
Bir gün televizyonu yazdım…
Bir gün sevdiğim dizileri yazdım…
Bir gün de sevdiğim bir türküyü yazdım…
Bir gün de içimde kalan düşünceleri yazdım…
Bazen bir türkü sözü bana sayfalarca yazı yazdırdı…
Bazen dışarıda esen bir rüzgâr bile bir konu oldu…
Bazen bir düğün…
Bazen bir fotoğraf…
Bazen de sevdiğim insanlarla geçirdiğim güzel bir gün…
Her gün başka bir konu çıktı…
Çünkü hayat hiç durmuyor…
Her gün yeni bir olay oluyor…
Her gün yeni bir duygu yaşanıyor…
Bugün dönüp bu 2 aya baktığımda…
Bu yazıların içinde biraz hüzün var…
Biraz mutluluk var…
Biraz özlem var…
Biraz da Osman var…
Çünkü her satırda kendi hayatımdan bir parça bıraktım…
Bugün bunu düşününce mutlu oldum…
İyi ki yazmaya başlamışım…
İyi ki vazgeçmemişim…
Çünkü yazdıkça günlerimi hatırlıyorum…
Yazdıkça hatıralarımı saklıyorum…
Ve yıllar sonra bu satırları okuduğumda…
Belki de bugünleri yeniden yaşayacağım…
Kim bilir…
Belki 10 yıl sonra…
Belki 20 yıl sonra…
Bu yazıları açıp okuduğumda…
"Ne günler yaşamışım" diyeceğim…
Ve bugünleri gülümseyerek hatırlayacağım…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün güzel bir gündü…
Ailemizle birlikte düğüne gittik…
Dayım geldi…
Teyzem geldi…
Dayımın çocukları geldi…
Oktay abi geldi…
Ayşe abla geldi…
Elif abla geldi…
Herkesi bir arada görmek çok güzeldi…
Sohbet ettik…
Güldük…
Güzel vakit geçirdik…
Okan abi de geldi…
Onu görmek beni ayrıca mutlu etti…
Benim için Okan abinin yeri her zaman ayrıdır…
Onu görünce daha da sevindim…
Okan abinin çocuklarıyla da oyun oynadım…
Onlarla vakit geçirmek beni çok mutlu etti…
Çocukların neşesi gerçekten başka oluyor…
İnsan onların mutluluğunu görünce kendisi de mutlu oluyor…
Bugün bol bol fotoğraf çekildik…
Bu güzel anları hatıra olarak saklamak çok hoşuma gitti…
Fotoğraf çektirirken içimden sadece şunu geçirdim…
"İyi ki varsınız..."
Çünkü insanın yanında sevdiği insanlar olunca…
Mutluluğu daha da büyüyor…
Bugün içimde güzel bir huzur vardı…
Çünkü aileyle geçirilen zamanın değeri parayla ölçülmüyor…
Hayatta bazen en güzel anlar…
Sevdiğin insanlarla birlikte olduğun anlardır…
Bugün benim için tam da öyle bir gündü…
Güzel geçti…
Bol bol güldük…
Bol bol fotoğraf çektirdik…
Ve gerçekten çok mutlu oldum…
Bugün eve dönerken içimden şu geçti…
Keşke böyle güzel günler daha sık olsa…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün aklıma çok sevdiğim bir dizi geldi…
Kuzey Yıldızı İlk Aşk…
Final yapalı 5 yıl olmuş…
Ama bazı diziler vardır…
Sadece izlenmez…
İnsanın hayatına dokunur…
İnsanın kalbinde yer eder…
Bugün hikâyesini yeniden düşündüm…
Kuzey ve Yıldız…
Birbirini çok seven iki insan…
Yıldız, Kuzey'i bütün kalbiyle sevmiş…
Ona inanmış…
ona güvenmiş…
geleceğini onunla hayal etmiş…
Ama bazen hayat insanın istediği gibi olmuyor…
Kuzey üniversite için gitmiş…
Ve sonra başka biriyle evlenmiş…
İşte o gün…
Yıldız'ın dünyası değişmiş…
Bir insanın en çok sevdiği kişiden yara alması kolay unutulmuyor…
Yıllar geçmiş…
Mevsimler değişmiş…
Ama Yıldız'ın kalbindeki o kırgınlık gitmemiş…
Tam 20 yıl…
Dile kolay…
20 yıl boyunca o aşkın izini taşımış…
Sonra hayat yeniden dönmüş dolaşmış…
Bu kez Kuzey'in kapısını çalmış…
Eşi onu terk etmiş…
Ve üç kızıyla birlikte memleketi Ordu'ya dönmek zorunda kalmış…
İşte hikâye de burada başlamış…
20 yıl sonra yeniden karşılaşmışlar…
Bir tarafta kırılmış bir kalp…
Bir tarafta yaptığı hataların yükünü taşıyan bir insan…
Bir tarafta özlem…
Bir tarafta pişmanlık…
Bugün bunu düşünürken şunu anladım…
Bazı insanlar hayatımızdan gider…
Ama hatıraları gitmez…
Bazı hikâyeler biter…
Ama etkileri bitmez…
Aradan yıllar geçer…
İnsan değişir…
Ama kalbin bazı köşeleri hep aynı kalır…
Belki de bu yüzden bu diziyi çok sevmiştim…
Çünkü sadece bir aşk hikâyesi değildi…
Sabır vardı…
Özlem vardı…
Pişmanlık vardı…
Affetmek vardı…
Ve yeniden başlayabilmek vardı…
Bugün bir şeyi daha düşündüm…
Yıldız gibi sevmek kolay değil…
20 yıl geçse de sevgisini kalbinde taşımak…
Kırılmasına rağmen sevebilmek…
Kolay bir şey değil…
Allah herkesi karşısına Yıldız gibi vefalı, dürüst ve sevgisini yüreğinde taşıyan insanlar çıkarsın…
Çünkü böyle insanlar artık çok az bulunuyor…
Bugün aklıma gelince eski günler de geldi…
Televizyonun karşısında heyecanla izlediğim akşamlar geldi…
Zaman gerçekten çok hızlı geçmiş…
Tam 5 yıl olmuş…
Ama sanki dün gibi…
Bugün şunu düşündüm…
Bazı diziler final yapar…
Ama insanın içinde bitmez…
Çünkü bazı hikâyeler ekranda değil…
Kalpte yaşamaya devam eder…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün dışarı çıktım…
Hava sakindi… hafif rüzgâr vardı…
Biraz dolaştım… biraz etrafa baktım…
İnsan bazen dışarı çıkınca kafası değişiyor…
Evde düşünceler daha ağır geliyor…
Ama dışarıda… insan biraz nefes alıyor…
Bugün bir şeyi fark ettim…
İnsan her şeye rağmen yaşamaya devam ediyor…
Üzülüyor… yoruluyor… düşünüyor…
Ama yine de sabah olunca uyanıyor…
Belki içinde hâlâ küçücük bir umut olduğu için…
Bugün dışarıdayken içimden şu geçti…
Hayat ne kadar zor olursa olsun… bir gün her şey güzel olabilir…
Belki hemen değil… ama bir gün…
İnsan bazen sadece buna tutunuyor…
Çünkü umut olmazsa… insanın içi tamamen kararıyor…
Bugün bunu düşündüm…
Ve kendi kendime şunu dedim…
“Osman… sabret… belki güzel günler sandığından daha yakındır…”
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün Kurban Bayramı…
Sabah erkenden uyandım…
Dışarıda bayramın sessizliği vardı…
İnsan bayram sabahında ister istemez eski günleri hatırlıyor…
Çocukluğum geldi aklıma…
Bayramlık kıyafetler… misafirler… şekerler… o eski bayram heyecanı…
Eskiden bayramlar daha farklıydı sanki…
İnsanların yüzünde başka bir huzur vardı…
Şimdi herkesin içinde ayrı bir düşünce var…
Hayat pahalı olmuş… geçim zor olmuş… insanlar yorulmuş…
Kurban fiyatları olmuş 30 bin TL…
İnsan duyunca bile düşünüyor…
Çünkü artık yaşamak gerçekten zorlaştı…
Bugün bir şeyi daha fark ettim…
Eskisi gibi ne gelen var… ne giden var…
Bayramlar bile sessizleşmiş…
Eskiden kapılar çalardı… misafir eksik olmazdı…
Şimdi telefon bile az çalıyor…
İnsan bunu görünce ister istemez düşünüyor…
Zaman mı değişti… yoksa insanlar mı…
Ama yine de bugün bayram…
Ve bayramın içinde hâlâ başka bir duygu var…
Birlik duygusu…
Bugün şunu düşündüm…
Bayram sadece et değil… sadece gelenek değil…
Bayram… hatırlamak demek…
Bir mesaj atmak… bir gönül almak… bir insanı mutlu etmek demek…
Çünkü bazen küçük bir ilgi bile… insanın bütün gününü değiştiriyor…
Bugün içimden şunu geçirmek istedim…
İnşallah herkesin bayramı huzurlu geçer…
Kimsenin kalbi kırık olmaz…
Ve insanlar… birbirinin değerini kaybetmeden anlar…
İyi Bayramlar…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Ve yarın Kurban Bayramı…
İnsan bayram yaklaşınca ister istemez düşünüyor…
Eskiden bayramların havası daha farklıydı sanki…
Evlerde telaş olurdu… çocuklar heyecanlanırdı… misafirler gelirdi… insanların içi daha sıcak olurdu…
Bayram sabahı başka olurdu…
Herkes erkenden kalkardı… sokaklarda hareket olurdu… insanların yüzünde ayrı bir huzur olurdu…
Şimdi ise zaman çok değişti…
Hayat çok pahalı oldu…
Kurban fiyatları olmuş 25–30 bin TL…
Bazı yerlerde daha da fazla…
İnsan duyunca şaşırıyor…
Çünkü artık sadece kurban değil… her şey pahalı…
Bir market poşeti dolmuyor… ama para bitiyor…
İnsan çalışıyor… uğraşıyor… ama yine yetişemiyor…
Bugün bunu düşündüm…
Eskiden insanlar bayram yaklaşınca heyecanlanırdı…
Şimdi çoğu insan hesap yapıyor…
“Nasıl alacağız…” “Nasıl geçineceğiz…” “Bu bayram ne yapacağız…”
diye düşünüyor…
Çünkü hayat gerçekten zorlaştı…
Bir ev almak zor… araba almak zor… geçinmek zor…
İnsan bazen sadece yaşamak için mücadele ediyor…
Ama en kötüsü ne biliyor musun…
İnsanların yüzündeki huzurun azalması…
Herkes yorgun… herkes düşünceli…
Kimsenin kafası rahat değil…
Bugün içimde garip bir his vardı…
Bayram geliyor… ama eski bayramların tadı yok gibi…
Yine de insan umut etmek istiyor…
Çünkü bayram sadece para değil…
Birlik demek… hatırlamak demek… kalp almak demek…
Bazen bir ziyaret… bir sarılma… bir güzel söz…
İnsanın içini ısıtmaya yetiyor…
Bugün şunu düşündüm…
İnşallah bir gün insanlar tekrar rahat nefes alır…
Bayramlar yine eski sıcaklığına döner…
Ve kimse geçim derdiyle üzülmez…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün uzun uzun düşündüm…
İnsan neden bu kadar yoruluyor diye…
Sadece beden değil… kafa yoruluyor… kalp yoruluyor…
Sabah uyanıyorsun… telefon… haberler… sosyal medya…
Her yerde başka bir ses…
Kimisi kavga ediyor… kimisi bağırıyor… kimisi birbirini kırıyor…
İnsan bazen sessizlik arıyor…
Bugün bunu hissettim…
Eskiden hayat daha yavaş gibiydi…
İnsanlar daha samimiydi… daha içtendi…
Şimdi herkes bir yere yetişmeye çalışıyor…
Ama kimse gerçekten mutlu görünmüyor…
Bugün kendi kendime şunu dedim…
Belki de insanın en büyük ihtiyacı…
Huzur…
Paradan önce… ünlü olmadan önce… her şeyden önce…
İç huzuru…
Çünkü insanın içi rahat olmayınca… dünyanın en güzel yerinde bile mutlu olamıyor…
Bugün bunu düşündüm…
Ve içimden sadece şu geçti…
Bir gün… her şey daha sakin olur mu…
İnsanlar birbirini kırmadan yaşayabilir mi…
Bilmiyorum…
Ama insan yine de umut etmek istiyor…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün aklıma bir türkü geldi…
Sessizce içimde dönüp durdu…
“Bıraktım aşkı sevdayı… Unutur oldum dünyayı…”
Bu sözleri duyunca bir an sustum…
Çünkü insan bazen gerçekten yoruluyor…
Kalabalıklardan… aynı sözlerden… aynı insanlardan…
Bugün içimde garip bir sessizlik vardı…
Ne konuşmak istedim… ne bir şey anlatmak…
Sadece düşündüm…
Türkü devam etti…
“Issız yerde yaşamayı… Her şeyden çok istiyorum…”
İşte tam da bunu hissettim bugün…
Bazen insan uzaklaşmak istiyor…
Sessiz bir yere gitmek… kafasını dinlemek… kimseyi duymamak istiyor…
Çünkü hayatın gürültüsü çok arttı…
Sürekli tartışma… sürekli kavga… sürekli yorgunluk…
Artık televizyondan yoruldum… sosyal medyadan yoruldum… her şeyden yoruldum…
İnsan nereye baksa bir stres… bir tartışma… bir kötü haber…
İç huzuru kalmıyor bazen…
Türküde dediği gibi…
“Alıp başımı gideyim… Kimsesizler ülkesine… Rüzgarlar beni dinlesin… Dağlar taşlar yeter bana…”
Bugün bu sözler içime dokundu…
Çünkü bazı yorgunlukları… bazı duyguları… insan kimseye anlatamıyor…
Ve bazen gerçekten… sessizlik her şeyden daha iyi geliyor…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün güzel bir gün yaşadım…
Sabah biz kahvaltı yapıyorduk…
O sırada telefon çaldı…
Mehmet Şerif Yıldırım başkanım aradı…
“Osman müsait misin… yanına ziyarete geleceğiz” dedi…
Ben de “Buyurun gelin başkanım” dedim…
Sonra geldiler…
Ankara’dan Muhtarlar Derneği Başkanı da ziyaretime gelmişti…
Gerçekten çok mutlu oldum…
İnsan bazen değer gördüğünü hissedince… içinin nasıl ısındığını anlıyor…
Bugün bunu hissettim…
Sonra telefonu nasıl kullandığımı gördüler…
Burnumla telefonu kullandığımı görünce hepsi şaşırdı…
“Osman… sen bu telefonu nasıl böyle kullanıyorsun?” dediler…
Hepsinin ağzı açık kaldı…
Benim için normal olan şey… başkalarına bazen çok farklı geliyor…
Ama ben hayatıma alıştım…
Ben engelliyim… ama kendimi eksik görmüyorum…
Çünkü insan isterse birçok şeyi başarabiliyor…
Bugün bunu bir kez daha hissettim…
En önemlisi de…
İnsanların bana olan sevgisini ve saygısını görmekti…
Bu gerçekten çok değerliydi…
Başta Mehmet Şerif Yıldırım başkanıma çok teşekkür ederim…
Bugün beni mutlu ettiler… değer verdiler… ziyaretime geldiler…
İyi ki geldiler…
Bazı ziyaretler vardır… insanın sadece evine değil… kalbine de gelir…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün yine canım sıkıldı…
Bir yanda ülkenin gündemi… bir yanda tartışmalar…
Cumhuriyet Halk Partisi hakkında konuşulanlar…
Bir yandan da Arka Sokaklar final yapıyor haberi…
İnsan bazen üst üste şeyler olunca yoruluyor…
Televizyonu açıyorsun… kavga…
Sosyal medyaya bakıyorsun… gerginlik…
Zaten hayat pahalı… insanların morali bozuk…
Bir de alıştığımız şeyler bitiyor…
Ben 23 yaşındayım…
Neredeyse çocukluğumdan beri Arka Sokaklar vardı…
Rıza Baba… Hüsnü Çoban… Mesut…
İnsan alışıyor…
Sanki hep devam edecek gibi geliyor…
Şimdi o da bitiyor…
Bugün kendi kendime “öf of…” dedim…
Sonra içimden şu geçti…
“Oğlum Osman… bu hayat böyle ne oldu…”
Eskiden her şey daha sakin gibiydi…
İnsanların içi daha rahattı sanki…
Şimdi herkes yorgun… herkes gergin…
Bugün gerçekten insanın canı sıkılıyor…
Neye üzüleceğini bile şaşırıyor insan…
Bugün içimde sadece yorgun bir his vardı…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün Türkiye’de olanları düşündüm…
Televizyonda… sosyal medyada… her yerde aynı konu vardı…
“Mutlak butlan” deniliyor… Cumhuriyet Halk Partisi konuşuluyor…
İnsan bazen ülkenin gündemine bakınca yoruluyor…
Çünkü herkes konuşuyor… herkes tartışıyor…
Ama en çok olan yine millete oluyor…
Bugün bunu düşündüm…
Türkiye zaten zor günlerden geçiyor…
Hayat pahalı… insan yorgun… gelecek kaygısı büyümüş…
Bir de sürekli kavga… gerginlik… siyasi tartışmalar…
İnsan ister istemez sıkılıyor…
Ben daha 23 yaşındayım…
Bazen olan şeyleri anlamaya aklım yetmiyor…
Kim haklı… kim yanlış… insan şaşırıyor…
Televizyon başka konuşuyor… sosyal medya başka konuşuyor…
İnsan neye inanacağını bilemiyor…
Bugün içimden bir soru geçti…
Mustafa Kemal Atatürk bugün olsa… Türkiye’nin böyle olmasını ister miydi…
Bence istemezdi…
Çünkü Atatürk… birlik isteyen bir liderdi…
Çalışan… üreten… birbirine saygı duyan bir ülke hayal etti…
İnsanların kavga etmesini değil… yan yana durmasını istedi…
Bugün bunu düşündüm…
Ve içimden bir şey daha geçti…
Benim artık hiçbir şeyden umudum kalmadı gibi hissediyorum bazen…
Çünkü insan her gün kötü haber görünce yoruluyor…
Sürekli tartışma… sürekli gerginlik… sürekli belirsizlik…
İnsanın içindeki umut bile sessizleşiyor…
Ama yine de insan yaşamaya devam ediyor…
Belki bir gün… her şey daha güzel olur diye…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün gerçekten kötü bir haber aldım…
Yıllardır izlediğim… alıştığım… evin içinden biri gibi gördüğüm Arka Sokaklar final yapıyormuş…
Haberi duyunca bir an sessiz kaldım…
Çünkü bazı diziler sadece dizi olmuyor…
İnsan onlarla büyüyor…
Ben 23 yaşındayım…
Arka Sokaklar ise yaklaşık 20 yıldır var…
Yani neredeyse çocukluğumdan beri hayatımdaydı…
Ben büyüdüm… yıllar geçti… hayat değişti…
Ama cuma akşamı olunca televizyonu açıp Arka Sokaklar izlemek hep aynı kaldı…
İnsan böyle şeylere alışıyor…
Sanki hiç bitmeyecek gibi geliyor…
Bugün bunu düşündüm…
Rıza Baba vardı… Hüsnü Çoban vardı… Mesut vardı...
Yıllardır onları görmek… seslerini duymak… sanki gerçek hayattan insanları görmek gibiydi…
İnsan alışıyor…
Ve alıştığı şey bitince içi buruk oluyor…
Bugün gerçekten çok canım sıkıldı…
Çünkü artık televizyonda doğru düzgün hiçbir şey yok gibi geliyor bana…
Ben zaten en çok Arka Sokaklar’ı izliyordum…
Şimdi o da final yapıyor…
Sanki çocukluğumdan bir parça gidiyormuş gibi hissettim…
Bazı şeylerin hiç bitmemesini istiyor insan…
Hep aynı kalsın istiyor…
Ama hayat öyle değil…
Her şeyin bir sonu var…
Bugün bunu bir kez daha anladım…
Ve içimden sadece şu geçti…
Galiba ben artık televizyon izlemeyeceğim…
Çünkü benim için televizyon demek biraz da Arka Sokaklar demekti…
Ve şimdi o da bitiyor…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün 19 Mayıs…
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı…
Bugün sıradan bir gün değil…
Bugün bir milletin yeniden ayağa kalkmasının başlangıcı…
Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıktığı gün…
Bugün bunu uzun uzun düşündüm…
O zamanlar ülke zor durumdaydı…
İnsanlar yorgundu… umut azalmıştı… her yer karışıktı…
Ama Mustafa Kemal Atatürk vazgeçmedi…
Milletine inandı…
Ve o ilk adımı attı…
İşte bazen bir adım… bir milletin kaderini değiştiriyor…
Bugün gençleri düşündüm…
Atatürk bu ülkenin geleceğini gençlere emanet etti…
Çünkü gençlik demek umut demek… güç demek… yarın demek…
Bir ülkenin geleceği… gençlerin düşüncesinde… ahlakında… ve çalışmasında saklı…
Bugün içimden şunu geçirdim…
Atatürk sadece bir lider değildi…
Bir milletin umuduydu…
Bugün hâlâ adı geçince insanların içi saygıyla doluyorsa… bu boşuna değil…
Çünkü bazı insanlar… aradan yıllar geçse bile unutulmuyor…
Mustafa Kemal Atatürk de böyle bir insan…
Ben de Atatürk’ü kendime örnek alıyorum…
Onun azmini… kararlılığını… ve milletine olan sarsılmaz inancını…
Hayatımın pusulası yapıyorum…
Ben engelliyim…
Ama kendimi engelli görmüyorum…
Çünkü insanı güçlü yapan şey sadece bedeni değil…
İnancı… mücadelesi… ve hayata karşı duruşu…
Bugün bunu düşündüm…
Hayat bazen zor olabilir…
Ama vazgeçmemek gerekiyor…
Tıpkı Atatürk’ün vazgeçmediği gibi…
Bugün bayraklara baktım…
Marşları duydum…
Ve içimde bir gurur hissettim…
Çünkü bu ülke kolay kurulmadı…
Büyük mücadelelerle… fedakârlıklarla… emeklerle kuruldu…
Ve bunu hiçbir zaman unutmamak gerekiyor…
Bugün şunu bir kez daha anladım…
Vatanına sahip çıkmak… geçmişini unutmamak… Atatürk’ü anlamak…
çok önemli…
Ne mutlu Türküm diyene.<
Mustafa Kemal Atatürk
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün 18 Mayıs…
Yarın ise 19 Mayıs…
İnsan böyle günlerde ister istemez durup düşünüyor…
Çünkü 19 Mayıs sıradan bir tarih değil…
Bir milletin yeniden ayağa kalktığı gün…
Bir umudun başladığı gün…
Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıktığı gün…
Bugün uzun uzun bunu düşündüm…
O zamanlar ülke zor durumdaydı…
Yokluk vardı… işgal vardı… umutsuzluk vardı…
Ama Mustafa Kemal Atatürk pes etmedi…
Milletine güvendi…
İnandığı yoldan dönmedi…
Ve Samsun’a attığı o adım… sadece bir yolculuk değildi…
Bir milletin kaderini değiştiren adımdı…
Bugün Atatürk’ü düşündüm…
Nasıl bir cesaret… nasıl bir inanç…
Her şey bu kadar zorken bile mücadeleden vazgeçmemek…
İşte gerçek liderlik buydu…
Sadece savaşı düşünmedi…
Gençleri düşündü… geleceği düşündü… cumhuriyeti düşündü…
Bu yüzden 19 Mayıs’ı gençlere armağan etti…
Çünkü biliyordu…
Bir ülkeyi ayakta tutacak olan şey… gençlikti…
Bugün gençlere bakınca bunu daha iyi anlıyorum…
Hayat değişmiş olabilir… zaman değişmiş olabilir…
Ama Atatürk’ün bıraktığı düşünce hâlâ yaşıyor…
Çünkü bazı insanlar sadece yaşadığı dönemi değil… geleceği de değiştiriyor…
Mustafa Kemal Atatürk de böyle bir liderdi…
Bugün şunu düşündüm…
Eğer bugün özgür yaşıyorsak… kendi bayrağımız altında nefes alıyorsak…
Bunun arkasında büyük bir mücadele var…
Büyük bir emek… büyük bir fedakârlık var…
Ve bunu unutmamak gerekiyor…
19 Mayıs sadece bir bayram değil…
Bir milletin yeniden doğduğu gündür…
Ve ben her zaman Atatürk’ün yolunda olmaya devam edeceğim…
Ne mutlu Türküm diyene.<
Mustafa Kemal Atatürk
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün annem… babam… ve ben birlikte gittik…
Yol boyunca sessizce etrafı izledim…
İnsan bazen ailesi yanında olunca kendini daha farklı hissediyor…
Daha huzurlu… daha güvende…
Bugün bunu düşündüm…
Hayatta her şey değişebilir…
İnsanlar gelir gider… zaman geçer…
Ama anne baba başka…
İnsanın arkasında duran ilk insanlar onlar…
Ben bugün bunu bir kez daha hissettim…
Birlikte giderken içimden şunu geçirdim…
Hayat bazen zor olabilir…
Ama yanında aileni hissedince… insanın içi biraz daha güçlü oluyor…
Ve insan anlıyor…
Bazı şeylerin değeri… yanındayken bilinmeli…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün dışarı çıkmak istedim…
İçimden “Biraz dolaşayım… biraz hava alayım…” geçti…
Hazırlandım… dışarı baktım…
Ama hava yine düzelmemişti…
Rüzgâr çok vardı… hava sertti…
Ben de çıkamadım…
İnsan bazen sadece evden çıkıp biraz nefes almak istiyor…
Sokakları görmek… hava almak… kafasını dağıtmak istiyor…
Ama bazı günler olmuyor…
Bugün biraz buna canım sıkıldı…
Çünkü havalar bir türlü düzelmiyor…
Bir açıyor gibi oluyor… sonra yine kapanıyor…
Rüzgâr geliyor… soğuk geliyor…
İnsan da ister istemez sıkılıyor…
Ben de pencerenin önünde oturup dışarıyı izledim…
Ağaçlar rüzgârda sallanıyordu…
Herkes bir yerlere gidiyordu… hayat devam ediyordu…
Ben ise sessizce düşünüyordum…
Bugün şunu fark ettim…
İnsan bazen dışarı çıkmayı değil… içindeki sıkıntıyı dağıtmayı istiyor…
Biraz ferahlık… biraz huzur… biraz iyi hissetmek…
Aslında aradığı şey bu…
Ve içimden sadece şu geçti…
İnşallah güzel havalar gelir…
Belki hava düzelince… insanın içi de biraz düzelir…
Ve belki…
Bir gün her şey çok güzel olur…
“İyi olan şeyler bazen geç gelir… ama geldiğinde insanın içini ısıtır…”<
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün pazara gittim…
Kalabalık vardı… ses vardı… herkes bir telaşın içindeydi…
Bir yanda meyveciler… bir yanda sebzeciler…
İnsanlar poşetlerle dolaşıyor… fiyat soruyor… geçim derdini düşünüyordu…
Ben de yavaş yavaş dolaştım…
Pazarda beni görenler oldu…
“Osman!” “Osman gelmiş!” “Osman nasılsın?”
dediler…
İnsan bazen böyle anlarda mutlu oluyor…
Hatırlanmak güzel şey…
Birinin seni görünce gülümsemesi… halini sorması… değer vermesi…
İnsanın içini ısıtıyor…
Sonra biraz durup etrafa baktım…
Ve düşündüm…
Hayat aslında pazar gibi…
Kalabalık… gürültülü… ve hızlı…
Herkes bir şeylerin peşinde koşuyor…
Geçim derdi… hayat derdi… zaman derdi…
Bir de her şey çok pahalı olmuş…
İnsan artık bir şey alırken bile uzun uzun düşünüyor…
Eskiden pazar daha başkaydı sanki…
Şimdi herkesin yüzünde biraz yorgunluk var…
Ama yine de insanlar yaşamaya devam ediyor…
Çalışıyor… uğraşıyor… sabrediyor…
Bugün bunu düşündüm…
Hayat zor olabilir…
Ama insan yine de küçük şeylerle ayakta kalıyor…
Bir selamla… bir güzel sözle… bir hatırlanmayla…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün uzun uzun insanı düşündüm…
İnsanoğlu gerçekten garip…
Bugün var… yarın yok…
Ama yine de dünyaya çok bağlanıyor…
Para kazanıyor… mal biriktiriyor… ev alıyor… araba alıyor…
Daha fazlasını istiyor…
Sanki hiç ölmeyecek gibi yaşıyor…
Oysa hayat çok kısa…
İnsan bir sabah var… bir sabah yok…
Bugün bunu düşündüm…
Bazı insanlar para için değişiyor…
Kalbini değiştiriyor… konuşmasını değiştiriyor… eski halini unutuyor…
Ama hayatın sonu değişmiyor…
Zengin de olsan… fakir de olsan…
Bir gün insan ölüp gidiyor…
En sonunda insanın üstüne bir beyaz bez örtülüyor…
Ve bütün dünya burada kalıyor…
Ne banka hesabı geliyor yanında… ne ev… ne araba…
Sadece yaptıkları kalıyor…
İyi bir insan mıydı… kalp kırdı mı… birine iyiliği dokundu mu…
Asıl mesele bu…
Bugün bunu anladım…
Hayat gerçekten çok kısa…
Ve insan bazen bunu çok geç fark ediyor…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün iyi bir gündü…
Her şey çok büyük değişmedi… ama içimde garip bir sakinlik vardı…
Bazen insan buna da “iyi gün” diyor zaten…
Çok şey olmadan da iyi hissedebiliyor…
Bugün etrafa biraz daha dikkatli baktım…
İnsanlar geçti… hayat aktı… zaman ilerledi…
Ama ben biraz durdum…
Kendime baktım…
İçimde bir yük var mı diye…
Belki vardı… ama bugün hafifti…
Bunu fark ettim…
Ve düşündüm…
İnsan her gün çok güçlü olmak zorunda değil…
Bazen sadece “iyi” olmak bile yeter…
Bugün bunu hissettim…
Ne geçmiş çok ağırdı… ne gelecek çok kaygılı…
Sadece bugün vardı…
Ve bugün iyiydi…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün uzun uzun düşündüm…
Bazı günler insanın içine bir türkü düşüyor… ve bütün gün orada kalıyor…
Bugün ben de öyle oldum…
Bir türkü dinledim…
Ozan Özdemir söylüyordu…
“Gül yüzlüymüş… Çok güzelmiş… Gülleri diken bana…”
Bu sözler geldiği an… içimde bir şey durdu sanki…
Çünkü bazı türküler sadece müzik değil… İnsanın yaşadığı duyguların sesi gibi…
Dinlerken düşündüm…
İnsan bazen birini gözünde çok büyütüyor…
Çok değer veriyor… çok anlam yüklüyor…
Ama sonunda… en çok yarayı da oradan alıyor…
Türkü devam etti…
“Bir damlaya hasret olsam… Su vermezsin sen bana…”
İşte bu söz çok düşündürdü beni…
İnsan bazen gerçekten bunu yaşıyor…
İçinde küçücük bir şey bekliyor… bir ilgi… bir güzel söz… bir değer görmek…
Ama olmayınca… içinde sessiz bir kırgınlık oluşuyor…
Bugün bunu düşündüm…
Bazı insanlar dışarıdan güçlü görünür… ama içinde kırılmış bir taraf taşır…
Kimse görmez… kimse bilmez…
Sadece kendi içinde yaşar…
Sonra türkü yine devam etti…
“Bundan sonra güzel söz… Veriyorum yazmam ben sana…”
Bu sözlerde bağırmak yok… öfke yok…
Ama büyük bir kırgınlık var…
İnsan bazen çok konuşuyor… çok anlatıyor… çok uğraşıyor…
Sonra bir gün yoruluyor…
Ve sessizleşiyor…
Bugün bunu düşündüm…
Belki de insanı en çok yoran şey… sevmek değil…
Karşılığını alamamak…
İçinden gelen değeri… aynı şekilde görememek…
Çünkü insan değer verdiği yerden yara alınca… kolay toparlanamıyor…
Türkü bitince bile sözleri içimde kaldı…
Bir süre sessiz oturdum…
Dışarı baktım…
Hava sakindi… rüzgâr hafifti…
Ama insanın içi bazen dışarı gibi olmuyor…
İçinde başka bir hava oluyor…
Bugün biraz öyleydi…
Geçmiş geldi aklıma… eski hisler geldi… eski düşünceler geldi…
İnsan bazı şeyleri unutuyorum sanıyor… ama bir türkü yetiyor…
Her şey geri geliyor…
Bir sözde geliyor… bir havada geliyor… bir sessizlikte geliyor…
Bugün bunu fark ettim…
İnsan bazı şeyleri tamamen unutmuyor…
Sadece derine gömüyor…
Ve bir gün… küçük bir şey onları yeniden çıkarıyor…
Belki bir türkü… belki bir ses… belki bir akşam vakti…
Bugün içimde ağır ama sakin bir düşünce vardı…
Kötü değil… ama insanı susturan bir his…
Ve şunu anladım…
Bazı türküler neden yıllarca unutulmuyor biliyor musun…
Çünkü insan kendi hayatını buluyor içinde…
Kendi kırgınlığını… kendi sessizliğini… kendi geçmişini…
Belki de bu yüzden… bazı sözler kalbin içine işliyor…
Ve insan aradan ne kadar zaman geçerse geçsin… o duyguyu tamamen bırakamıyor…
Bugün bunu düşündüm…
Ve içimden sadece şu geçti…
İnsan bazen bir kişiyi değil… onda hissettiği duyguyu özlüyor…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün fazla konuşmak istemedim…
Bazı günler insanın içi sessiz oluyor…
Ne mutsuz… Ne de tam mutlu…
Sadece düşünüyor…
Ben de bugün öyleydim…
Bir süre dışarıyı izledim…
İnsan etrafa bakınca şunu fark ediyor…
Hayat hiç durmuyor…
Birileri gülüyor… Birileri koşuyor… Birileri bir yerlere yetişmeye çalışıyor…
Ama insan bazen kendi içinde duruyor…
Bugün bunu hissettim…
Eskiden bazı şeylere çok üzülürdüm… Bazı şeyleri kafama çok takardım…
Şimdi bakınca…
Zaman birçok şeyi değiştirmiş…
İnsan aynı insan… Ama içindeki hisler değişiyor…
Bugün kendime şunu sordum…
“İnsan gerçekten büyüyor mu… Yoksa sadece alışıyor mu…”
Belki ikisi de…
Çünkü insan yaşadıkça değişiyor…
Sessizleşiyor… Daha çok düşünüyor… Ve bazı şeyleri içine atmayı öğreniyor…
Ama yine de içinde küçük bir umut kalıyor…
İşte insanı ayakta tutan da belki bu…
Bugün bunu düşündüm…
Ve şunu anladım…
Hayat bazen çok şey alıyor… Ama insana düşünmeyi öğretiyor…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün 10 Mayıs Anneler Günü…
Mother's Day
Bugün biraz farklı bir gün… çünkü kelimeler bile anneleri anlatmaya yetmiyor.
İnsan büyüdükçe şunu daha iyi anlıyor…
Anne demek sadece bir kelime değil…
Bir ömürlük emek demek…
Sabır demek…
Sessiz fedakârlık demek…
İnsanın düştüğünde elinden tutan ilk güç demek…
Benim için anne demek biraz daha başka…
Ben engelliyim… ve annem bana hem el oldu hem ayak oldu…
Hayatımda yürüyemediğim yerlerde o taşıdı beni…
Yapamadığım şeylerde o tamamladı beni…
Engelli birinin annesi olmak bambaşka bir şey…
Onun sabrı, onun emeği, onun yükü anlatılmaz…
Bunu sadece yaşayan bilir…
Bazen kimsenin fark etmediği şeyleri o fark etti…
Bazen ben söylemeden anladı…
Bazen sustuğum yerde bile yanımda oldu…
Bugün etrafa bakınca bunu daha çok hissettim…
Ve bir de şunu düşündüm…
Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım…
O da bir evlat yetiştirdi…
Ama öyle bir evlat ki, bir milleti ayağa kaldırdı…
Demek ki annenin emeği sadece bir çocuğu değil, bazen bir tarihi bile şekillendiriyor…
Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın sabrı ve sevgisi olmasaydı, belki de bugün başka bir hikâye olurdu…
Bu bile anneliğin ne kadar büyük bir güç olduğunu gösteriyor…
Belki herkesin hayatı farklı…
Ama bir şey değişmiyor…
Anne sevgisi her yerde aynı kalıyor…
Bugün içimden sadece şunu söylemek geldi…
İyi ki varsın anne…
İyi ki hayatımdasın…
Ve tüm anneler için…
Emekleri unutulmayan, kıymeti bilinen bir gün olsun…
Çünkü anne sevgisi…
dünyadaki en sessiz ama en güçlü sevgidir.
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün biraz sessiz başladım güne…
Dışarıyı dinledim önce…
Rüzgâr vardı hafif… Ama sert değil…
Sanki her şey kendi halinde…
İnsan bazen böyle günlerde daha çok düşünüyor…
Ben de öyle oldum…
Kafamda bir sürü şey geçti…
Geçmiş… bugün… ve yarın…
Hepsi birbirine karıştı biraz…
Sonra aklıma şu geldi…
İnsan aslında en çok kendine yetişemiyor…
Zaman geçiyor… hayat ilerliyor… ama insan bazen aynı yerde kalıyor gibi hissediyor…
Bugün bunu düşündüm…
Ama kötü bir düşünce değildi bu…
Sadece fark etmekti…
Sonra dışarı baktım…
Ağaçlar hâlâ oradaydı… Gölge aynıydı…
Ama ben değişmiştim…
İşte bu garip bir his…
Dün baktığın şey bugün farklı geliyor…
Belki de hayat tam olarak bu…
Aynı dünyaya… farklı bir gözle bakmak…
Bugün kendime şunu dedim…
“Yavaş ol…”
Her şeyi aynı anda çözmek zorunda değilsin…
Bazı şeyler zamanla oturur…
Bazı duygular kendi kendine hafifler…
Ve bazı cevaplar… zaten günün içinde gelir…
Ben de biraz böyle bir gün yaşadım…
Sessiz… ama düşündürücü…
Ve içimde şunu hissettim…
Hayat aslında devam ediyor… sadece bazen biz fark etmiyoruz…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün dışarı çıktım…
Hava güzeldi…
Ağır ağır yaz geliyor…
Hafif rüzgâr vardı…
Gökyüzü sakindi…
Akülü arabamla dolaşırken…
bir an durup etrafa baktım…
Ağaçlar yeşermiş…
Güller açmış…
Doğa değişmiş…
Sessizce…
yavaş yavaş…
İnsan bazen böyle anlarda duruyor…
ve hayatı düşünüyor…
Zaman gerçekten çok hızlı…
Daha dün gibi geliyor bazı şeyler…
Ama günler geçiyor…
İnsan değişiyor…
Bugün dışarıda gezerken…
eski günler geldi aklıma…
Çok mutlu olduğum zamanlar…
Sanki başka bir hayat gibiydi…
Daha huzurlu…
Daha hafif…
Ve gerçekten içten güldüğüm günlerdi…
İnsan bazı anları unutamıyor…
Çünkü bazı duygular…
kalbin içine işliyor…
Bugün bunu yine hissettim…
Rüzgâr yüzüme vururken…
içimde derin bir sessizlik vardı…
Kötü değil…
Ama insanı düşündüren bir his…
Ve şunu anladım…
İnsan bazen bir yeri değil…
Orada hissettiği huzuru özlüyor…
Belki de bu yüzden…
bazı anılar hiç gitmiyor…
Bir türküde geri geliyor…
Bir havada geri geliyor…
Bir akşam sessizliğinde geri geliyor…
Ve insan…
Bir anlığına yine o günlere dönüyor…
“Bazı mutluluklar biter…
Ama bıraktığı huzur insanın içinde yaşamaya devam eder…”
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün uzun uzun düşündüm…
İnsan bazı şeyleri neden unutamaz diye…
Aradan zaman geçer… Günler geçer… Aylar geçer…
Ama bazı anlar… hâlâ dün gibi kalır…
Ben de bir yere gittim…
Ve orada…
Çok mutlu oldum…
Öyle normal bir mutluluk değil…
Gerçekten içime işleyen bir his…
Sanki hayat bir anlığına durmuş gibiydi…
İçimdeki bütün ağırlık gitmişti…
Kafam rahattı… Kalbim rahattı…
İnsan bazen bir yerde… kendini başka hisseder…
İşte ben de öyle oldum…
Sanki başka bir Osman çıkmıştı ortaya…
Daha huzurlu… Daha mutlu… Daha gerçek…
Bugün hâlâ onu düşünüyorum…
Ve kendi kendime soruyorum…
“Ben bunu ne zaman unuturum…”
Belki de hiç unutmam…
Çünkü bazı mutluluklar… normal değildir…
İnsanın içine yerleşir…
Bir türkü aklına gelir… bir havada aklına gelir… bir sessizlikte bile geri döner…
Bugün bunu anladım…
Bazı yerler sadece bir yer değildir…
İnsanın ruhunda iz bırakır…
Ve insan orayı özler…
Aslında bazen yeri değil… oradaki halini özler…
Ben de galiba…
En çok oradaki Osman’ı özlüyorum…
Çünkü orada gerçekten mutluydum…
Gerçekten içten gülüyordum…
Ve insan…
Gerçek mutluluğu bir kere hissedince… onu kolay kolay unutamıyor…
Belki yıllar geçer…
Ama bir tarafı hep orada kalır…
Ve o yer…
benim için çok özel bir yer…
Bugün bunu düşündüm…
Ve şunu anladım…
Bazı anılar silinmez…
Çünkü insanın kalbine yazılır…
“Bazı yerler geçip gitmez…
İnsan birazını orada bırakır…”
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün düşündüm…
Dün 23 yaş oldum…
Mesajlar geldi…
Telefonlar çaldı…
Hatırlayanlar oldu…
Ve insan o an anlıyor…
Yalnız değil…
Dün Şenay kirvem…
doğum günümde gönderdiğin pasta…
Belki küçük bir şey gibi…
Ama benim için çok büyük…
Çünkü içinde emek var…
içinde düşünmek var…
En önemlisi…
İçinde kalpten gelen bir değer var…
O an…
İçimde bir sıcaklık hissettim…
Gerçek bir mutluluk…
Bugün hâlâ o his içimde…
Dün geçti…
Ama bıraktığı duygu kalıyor…
Bugün şunu anladım…
İnsan büyük şeylerle değil…
Böyle küçük ama anlamlı şeylerle mutlu oluyor…
Bir hatırlanma…
bir sürpriz…
bir içtenlik…
İnsanın kalbine dokunuyor…
Bugün içimde bir huzur var…
Çünkü değer gördüğümü hissettim…
Ve bu…
İnsanı gerçekten güçlendiriyor…
Hayat zor olabilir…
Ama böyle anlar…
Her şeye değer…
Bugün bunu düşündüm…
Ve içimden sadece şu geçti…
İyi ki varsınız…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün…
23 yaş oldum! 🎉
Bir yıl daha geçti…
Ama bu sadece bir sayı değil…
Bir yılın hatırası…
bir yılın yaşanmışlığı…
Dün 22 yaş…
11 ay…
Rüya gibi geçen günler…
Çok mutlu olduğum zamanlar…
Ve bugün…
Yeni bir yaş…
yeni bir sayfa…
Bugün şunu anladım…
Hayat geçiyor…
ama insan da güçleniyor…
Her yaş…
insana bir şey katıyor…
Ben de bugün…
Daha güçlü…
daha tecrübeli…
daha bilinçliyim…
Geçmişe baktım…
Ve dedim ki…
“İyi ki yaşadım!”
Çünkü o günler…
beni ben yaptı…
Bugün 23 yaşımdayım…
Ve hâlâ buradayım…
Daha iyisi için…
daha güzeli için…
devam ediyorum!
Ve en önemlisi…
Beni arayan, mesaj atan herkese çok teşekkür ederim! 🙏
İyi ki varsınız…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün uzun uzun düşündüm…
22 yaş…
11 ay…
Ve o zaman…
11 ay boyunca çok çok mutluydum…
Öyle sıradan bir mutluluk değil…
İçten…
derin…
gerçek…
Sanki…
Rüyada gibiydim…
Her şey daha farklıydı…
Günler daha hızlı geçiyordu…
Ama içim doluydu…
Kendimi iyi hissediyordum…
Hayata başka bakıyordum…
Ve en önemlisi…
Ben başka bir Osman olmuştum…
Daha güçlü…
daha umutlu…
daha canlı…
İnsan bazen kendini bile tanıyamaz…
Ama o zaman…
kendimi tanıyordum…
Sonra…
Zaman geçti…
Yavaş yavaş…
Fark etmeden…
O rüya gibi günler…
uzaklaştı…
Bugün buradayım…
Aynı ben…
ama biraz değişmiş…
Biraz susmuş…
biraz düşünmüş…
Ve yarın…
23 yaş oluyorum…
İnsan böyle anlarda duruyor…
Geçmişe bakıyor…
“Gerçek miydi…”
“Yoksa rüya mıydı…”
diye soruyor kendine…
Ama bir şey kesin…
O günler yaşandı…
Ve içimde iz bıraktı…
Bugün bir türkü geldi aklıma…
Kıvırcık Ali
“Yetmiyor mu sevgili demek…
Verdiğim bunca emek…
Canımı feda etmek…
Yoluna serilmesi of…
Felek bile beni anlar oldu…
Bahçamda gülüm soldu…
Dünyada vadem doldu…
Muradım kefen oldu…”
Bu sözler sadece bir türkü değil…
İnsanın içinden geçen bir hayat…
Bazen insan çok şey verir…
Emek verir…
değer verir…
kalbini verir…
Ama her şey istediği gibi olmaz…
Bazen elinden kayar…
bazen içinde kalır…
İşte o zaman…
İnsan susar…
Ama içinde konuşmaya devam eder…
Bugün bunu anladım…
Mutluluk…
Gelir…
gider…
Ama bıraktığı iz…
Silinmez…
İnsan değişir…
Ama tamamen kaybolmaz…
İçinde hep bir parça kalır…
Ve ben biliyorum…
O rüya gibi yaşayan Osman…
Hâlâ içimde…
Belki eskisi gibi değil…
Ama var…
Ve belki…
Bir gün…
Yine o günlere yakın bir his gelir…
Yarın yeni bir yaş…
Yeni bir sayı…
Ama sadece sayı değil…
Bir yılın yükü…
bir yılın hatırası…
Ve bir insanın değişimi…
Bugün şunu anladım…
Hayat bazen alır…
bazen verir…
Ama en sonunda…
İnsan devam eder…
Ve ben de devam ediyorum…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün düşündüm…
Hayat bazen çok hızlı…
bazen de duruyor gibi…
İnsan bir bakıyor…
gün bitmiş…
Ama içinde kalanlar bitmemiş…
Söylenmeyen sözler var…
Yarım kalan duygular var…
İnsan dışarıdan normal…
ama içinde başka bir dünya var…
Bugün şunu anladım…
İnsan en çok kendine susuyor…
Başkalarına değil…
kendine…
İçinde konuşuyor…
ama dışarı çıkarmıyor…
Ve zaman geçtikçe…
Bu sessizlik büyüyor…
Bugün bunu düşündüm…
Belki de en önemli şey…
İçindekini saklamak değil…
anlamak…
Kendini anlamak…
Çünkü insan kendini anlarsa…
dünya da biraz daha anlamlı olur…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün düşündüm…
Dün emekten bahsettik…
Bugün ise insanı düşündüm…
İnsan çok şey istiyor…
Ama aslında ihtiyacı az…
Biraz huzur…
Biraz saygı…
Biraz da değer görmek…
Bugün şunu fark ettim…
İnsan en çok…
anlaşılmak istiyor…
Paradan önce…
başarıdan önce…
“Beni biri anlasın” diyor…
Ama günümüzde…
Herkes konuşuyor…
Ama kimse gerçekten dinlemiyor…
Herkes kendini anlatıyor…
Ama kimse karşısındakini anlamıyor…
İşte sorun burada başlıyor…
Bugün bunu düşündüm…
Belki de en büyük eksik…
Dinlemek…
Gerçekten dinlemek…
Çünkü bazen bir insanı…
bir cümle değil…
Bir dinleyiş kurtarır…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün ayın ilk günü…
1 Mayıs…
1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı
Bugün sıradan bir gün değil…
Bugün emeğin günü…
Alın terinin günü…
Sabah erkenden uyananların…
yorgunluğunu içine atıp çalışanların…
Akşam eve döndüğünde
sessizce dinlenenlerin günü…
Belki kimse görmüyor…
belki kimse fark etmiyor…
Ama hayat onların sayesinde dönüyor…
Bugün bunu düşündüm…
Bir bina yükseliyorsa…
arkasında emek var…
Bir yol yapılıyorsa…
arkasında emek var…
Bir ekmek sofraya geliyorsa…
arkasında emek var…
Aslında her şeyin arkasında…
bir insan var…
Bir çaba var…
bir sabır var…
Ama bazen…
Bu emek unutuluyor…
Değeri bilinmiyor…
İşte en çok bu düşündürüyor insanı…
Bugün sadece kutlamak değil…
Anlamak günü…
Saygı göstermek günü…
Hakkını vermek günü…
Çünkü emek…
En temiz kazançtır…
En gerçek mücadeledir…
Ve Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi:<
“Çalışmadan, yorulmadan, üretmeden rahat yaşamak isteyen toplumlar;
önce haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini, daha sonra da istiklal ve istikballerini kaybederler.”
Bugün bu söz daha da anlamlı…
Çünkü emek olmadan…
gelecek olmaz…
Bugün şunu anladım…
İnsan yaptığı iş ne olursa olsun…
Eğer emeğiyle yapıyorsa…
onurludur…
değerlidir…
Ve saygıyı hak eder…
“Emeğe saygı, insana saygıdır.”
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün ayın son günü…
30 Nisan…
Bir ay daha geçti…
Zaman gerçekten hızlı…
Bugün durdum…
ve düşündüm…
Ben yazmaya başlayalı 1 ay oldu…
Her gün bir şey yazdım…
Her gün içimden geçenleri döktüm…
Bazen mutluydum…
Bazen yorgundum…
Ama yine de yazdım…
Çünkü yazmak bana iyi geldi…
Sanki içimde biriken her şey…
kelimelere dönüştü…
Yazdıkça hafifledim…
Bugün geriye baktım…
Sadece yazı değil…
bir parça ben var içinde…
Düşüncelerim…
duygularım…
yaşadıklarım…
1 ay kısa gibi…
ama benim için anlamlı…
Yarın 1 Mayıs…
Yeni bir ay başlıyor…
Belki yeni umutlar…
yeni düşünceler…
yeni yazılar…
Ama bir şey değişmeyecek…
Ben yazmaya devam edeceğim…
Çünkü yazmak…
beni anlatıyor…
Ve belki…
Bir gün…
Yazdıklarımı biri okur…
ve beni anlar…
İşte o zaman…
Her şey daha anlamlı olur…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün düşündüm…
Hava güzel oldu…
Ağır ağır yaz geldi…
Güneş kendini göstermeye başladı…
Hava yumuşadı…
İnsan içinden bir ferahlık hissediyor…
Ağaçlar yeşermiş…
Güller açmış…
Doğa kendi halinde değişmiş…
Sessizce…
yavaş yavaş…
Kimse fark etmeden…
Ama bakınca anlıyorsun…
Hayat devam ediyor…
İnsan dışarı çıkmak istiyor…
Gezmek istiyor…
Biraz nefes almak istiyor…
Ama içimde bir soru var…
Ne olur…
Her şey böyle güzel olur mu…
Hava gibi insanlar da yumuşar mı…
Kalpler de ısınır mı…
Bugün dışarısı güzel…
Ama herkesin içi de güzel mi…
İşte bunu düşündüm…
Doğa kendini yeniliyor…
Kış gidiyor…
soğuk gidiyor…
Yerine sıcaklık geliyor…
Peki insan…
İnsan da kendini yenileyebiliyor mu…
İçindeki kırgınlığı bırakabiliyor mu…
Sertliği bırakıp…
yumuşayabiliyor mu…
Bugün bunu sorguladım…
Çünkü doğa bunu başarıyor…
Ağaç yeniden yeşeriyor…
Gül yeniden açıyor…
Ama insan bazen aynı kalıyor…
Değişmek zor geliyor…
Affetmek zor geliyor…
İyi olmak bile bazen zor geliyor…
Ama yine de umut var…
Çünkü insan isterse değişir…
İsterse kalbini yumuşatır…
İsterse güzel olur…
Bugün bunu düşündüm…
Belki de en önemli şey…
Doğadan ders almak…
Onun gibi sabretmek…
Onun gibi yenilenmek…
Ve onun gibi…
yeniden başlamak…
Belki bir gün…
Hava gibi…
doğa gibi…
İnsanlar da güzelleşir…
Kalpler de yeşerir…
Ve dünya…
daha yaşanır bir yer olur…
“Belki de en güzel değişim… insanın içinden başlar.”
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün iyi düşündüm…
Her gün zor değil aslında…
İnsan bazen sadece zor olanı görüyor…
iyi olanı kaçırıyor…
Ama bugün öyle değildi…
Bugün içimde bir ferahlık vardı…
Sebebi büyük bir şey değil…
Ama hissi güzeldi…
Bugün şunu anladım…
Mutluluk büyük şeylerde değil…
küçük şeylerde saklı…
Bir selam…
Bir gülümseme…
Bir güzel söz…
İnsanın içini değiştiriyor…
Bazen biri sana iyi davranır…
ve bütün günün değişir…
Bazen küçük bir an…
koca bir günü güzelleştirir…
Bugün biraz durdum…
biraz düşündüm…
Ve etrafıma baktım…
Aslında hayat o kadar da kötü değil…
Sadece bakmayı bilmek gerekiyor…
İnsan iyiye odaklanınca…
içindeki yük de azalıyor…
Bugün bunu hissettim…
Her gün aynı değil…
Bazen zor…
bazen kolay…
Ama iyi olanı görmek…
insanın elinde…
Ve ben bugün iyi olanı gördüm…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün yine düşündüm…
İnsan bazen dışarıdan bakınca normal görünür…
Ama içinde çok farklı bir dünya vardır…
Kimse görmez…
Kimse bilmez…
Sadece kendi içinde yaşar…
Yorgunluğu bile sessizdir…
Bugün şunu fark ettim…
En büyük yorgunluk bedenin değil…
ruhun yorgunluğudur…
Çünkü beden dinlenir…
Ama düşünceler dinlenmez…
Gece olur…
herkes uyur…
Ama insanın içi uyanıktır…
Düşünür…
sorgular…
susar…
Ve bazen sadece susmak yetmez…
İnsan anlatmak ister…
Ama doğru kelimeyi bulamaz…
Konuşmak ister…
Ama kimse dinlemiyor gibi hisseder…
İşte o zaman sessizlik büyür…
Bugün bunu düşündüm…
İnsan en çok ne ister biliyor musun…
Anlaşılmak…
Sadece dinlenmek değil…
Gerçekten anlaşılmak…
Ama günümüzde bu bile zorlaşmış gibi…
Herkes konuşuyor…
Ama çok az kişi dinliyor…
Herkes haklı olmaya çalışıyor…
Ama kimse anlamaya çalışmıyor…
Bugün bunu fark ettim…
Belki de en önemli şey…
Birini düzeltmek değil…
onu anlamak…
Birini değiştirmek değil…
onu dinlemek…
Çünkü bazen bir insan…
sadece duyulmak ister…
Ve duyulmadığında…
içine kapanır…
Bugün bunu düşündüm…
Belki büyük şeyler değil…
Küçük bir ilgi…
küçük bir söz…
küçük bir anlayış…
çok şeyi değiştirebilir…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün yine düşündüm…
Engin Nurşani’nin söylediği türkü aklımda dönüp duruyor…
“Bağırıyom duymuyorlar…
Çağırıyom duymuyorlar…”
İnsan bazen gerçekten böyle kalıyor…
Konuşuyor…
Ama sesi bir yere ulaşmıyor…
Anlatıyor…
Ama karşılık bulmuyor…
İçinde bir şey birikiyor…
Ama dışarı çıkmıyor…
Kalabalık var…
Ama anlaşılma yok…
İşte en ağır duygu bu…
Duyulmamak…
Görülmemek…
Anlaşılmamak…
İnsan o zaman kendi içine çekiliyor…
Sessizleşiyor…
Ama içindeki ses hiç susmuyor…
Ve sonra o türkü devam ediyor…
“Gönlüm bir güzeli sevdi…
Onu bana vermiyorlar vay…
Gönlüm bir güzeli sevdi…
Onu bana vermiyorlar vay…”
Bu sözler sadece bir anlatım değil…
Bazen hayatın kendisi…
Çünkü insan ister…
Ama her istediği olmaz…
Bazen elinden bir şey alınır…
Bazen yaklaşır gibi olur…
Ama ulaşılmaz…
Ve insan sadece bakar…
Ne tam sahip olabilir…
Ne de tamamen vazgeçebilir…
İşte o arada kalmak…
insanı yorar…
Ama hayat böyle…
Bugün bunu düşündüm…
Belki de en zor şey…
bir şeyi isteyip de ulaşamamak değil…
Onu anlatamamak…
Duyuramamak…
İçinde taşıyıp…
kimseye anlatamamak…
Ama yine de insan devam eder…
Çünkü hayat durmaz…
Ve insan da duramaz…
Her şeye rağmen yürür…
Bazen sessiz…
Bazen yorgun…
Bazen düşünerek…
Ama yürür…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün yine düşündüm…
Hayat çok hızlı geçiyor…
Dün vardı…
Bugün yok…
İnsan bazen fark etmiyor…
Ama zaman kimseyi beklemiyor…
Bugün şunu anladım…
En önemli şey…
kırmamak…
Çünkü kalp kırmak kolay…
ama onarmak zor…
İnsan bir sözle üzülür…
bir davranışla değişir…
O yüzden…
İnsan insana iyi gelmeli…
Bugün bunu düşündüm…
Belki küçük bir iyilik…
büyük bir değişim başlatır…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün düşündüm…
Dün çocukları konuştuk…
Geleceği konuştuk…
Bugün ise insanı düşündüm…
İnsan ne oldu…
Eskiden daha samimiydi…
Daha içtendi…
Şimdi herkes bir maske takmış gibi…
Gülüyor…
Ama içi başka…
Konuşuyor…
Ama kalbi başka…
İnsanlar birbirine yakın…
Ama aslında uzak…
Bugün bunu fark ettim…
En büyük eksik…
anlamak…
Birbirimizi dinlemiyoruz…
Sadece konuşuyoruz…
Ama yine de umut var…
Çünkü insan isterse değişir…
Yeter ki…
kalpten olsun…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün çok özel bir gün…
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
Bugün sadece bir bayram değil…
Bir anlam…
Bir tarih…
Bir emanet…
Bugün çocukların günü…
Geleceğin sahipleri…
Yarının umudu…
Bugün onları düşündüm…
Bir çocuğun gülüşü…
dünyayı değiştirir…
Bir çocuğun kalbi…
tertiptir…
temizdir…
Ve sonra…
Mustafa Kemal Atatürk’ü düşündüm…
O zor zamanlarda…
yokluk içinde…
savaşın ortasında…
bir millet ayağa kalktı…
Ama o sadece bugünü düşünmedi…
Yarını düşündü…
Ve o yarını…
çocuklara emanet etti…
Bu çok büyük bir şey…
Bir liderin…
en değerli şeyi…
geleceği çocuklara bırakması…
Bu bir güven…
Bu bir inanç…
Bugün o yüzden çok anlamlı…
Çünkü bu bayram…
dünyada çocuklara armağan edilen en özel günlerden biri…
Bugün çocuklara bakınca…
İnsan hem umutlanıyor…
hem de düşünüyor…
Acaba onları yeterince koruyabiliyor muyuz…
Acaba onları doğru yetiştirebiliyor muyuz…
Çünkü çocuk…
ne görürse onu olur…
Sevgi görürse iyi olur…
Saygı görürse doğru olur…
Ama kötü şeyler görürse değişir…
Bugün bu yüzden önemli…
Sadece kutlamak için değil…
anlamak için…
sorumluluğumuzu hatırlamak için…
çocukların kıymetini bilmek için…
ve onların geleceğini korumak için…
Ben de bugün şunu düşündüm…
Çocuklar gülerse…
bir ülke güler…
Çocuklar mutluysa…
gelecek güçlü olur…
Ama çocuklar üzülürse…
gelecek de karanlık olur…
Bu yüzden…
Çocukları korumak…
onlara değer vermek…
onları doğru yetiştirmek…
en büyük görevdir…
Ve en sonunda şunu söylemek istiyorum…
“Çocuğu koruyan, geleceği korur.”
“Bugün çocuk, yarın vatan.”
Ben Atatürkçüyüm…
Ve bu yolda ilerlemeye devam edeceğim…
Ne mutlu Türküm diyene.
K.Atatürk
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Yarın 23 Nisan…
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
Bugün bunu düşündüm…
Bu bayram sıradan bir gün değil…
Çocuklara verilen büyük bir değer…
Çünkü çocuk demek…
umut demek…
gelecek demek…
temiz kalp demek…
Çocuk gülerse…
evler ışık dolar…
sokaklar canlanır…
hayat güzelleşir…
Ama çocuk üzülürse…
dünya da sessizleşir…
O yüzden en önemli şey…
çocuğu korumak…
çocuğu anlamak…
çocuğu mutlu etmek…
Yarın 23 Nisan…
Ve ben şunu biliyorum…
Bir ülkenin geleceği…
çocukların gülüşünde saklıdır…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün aklıma eski bir anı geldi…
Pandemi yeni çıkmıştı…
Herkes evdeydi…
Ben de içeride çok sıkılmıştım…
Dayanamadım…
Kapıyı açtım…
Akülü arabama bindim…
Bu benim ilk arabamdı…
Benim için çok değerliydi…
Çok özeldi…
İlk defa böyle özgür hissetmiştim…
Yola çıktım…
Yol boyu dolaşıyordum…
Biraz hava aldım…
İçim açıldı…
Ama benim araba sessiz değildi…
Tekerleklerinden ses geliyordu…
“takıt takıt” diye…
Mahalleli o sesi duyunca hemen anlıyordu…
“Aha Osman geliyor!” diyorlardı…
Ben daha görünmeden sesim gidiyordu…
Ben zaten her gün gidip geliyordum…
Yaklaşık 190 metre yol…
Ama ben normal gitmezdim…
Hızlı giderdim…
Bir günde bazen
10–15 kere gidip geliyordum…
Derken bir gün yine dolaşırken…
Polisleri gördüm…
Bir anda panik oldum…
“Beni yakalayıp ceza yazarlar” diye düşündüm…
Hemen bir yer aradım…
Babaannemin damının arkasında
bir yer vardı…
Oraya kaçtım…
Saklandım…
Kalbim hızlı atıyordu…
Polisler gitti…
Ben de hiç beklemeden çıktım…
Bu sefer tam gaz eve doğru…
O kadar hızlı gidiyordum ki…
1 dakika içinde eve vardım…
Kendi kendime dedim ki…
“Uçak olsa bu kadar hızlı gitmez!”
Hem korku vardı…
Hem heyecan…
Ama en önemlisi…
Bu benim ilk arabamdı…
Ve o günler…
Hiç unutulmaz…
Ama şimdi düşününce…
Mahallelinin “Aha Osman geliyor!” dediği o ses…
Ve benim o hızım…
Hâlâ yüzümü güldürüyor…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün düşündüm…
Eskiden çocukluk vardı…
Sokak vardı…
Oyun vardı…
Gerçek hayat vardı…
Şimdi ise tablo çok farklı…
Sosyal medya var…
Dizi var…
Ekran var…
Çocuklar artık sokakta değil…
Ekranın içinde büyüyor…
Ve bu basit bir değişim değil…
Bu bir yön değişimi…
Çünkü çocuk ne görürse onu öğrenir…
Instagram","sosyal medya platformu"], TikTok ve diziler…
Çocuğun dünyasını şekillendiriyor…
Ama burada sorun şu…
Gerçek hayatla ekran dünyası karışıyor…
Ve çocuk hangisi gerçek, bazen ayırt edemiyor…
En tehlikelisi de bu…
Bu durum artık normalmiş gibi görülüyor…
Kimse durup sormuyor…
“Biz ne yapıyoruz?” diye…
Çocuk dışarı çıkmıyor…
Koşmuyor…
Düşmüyor…
Deneyimlemiyor…
Sadece izliyor…
Ve izleyen çocuk…
gerçek hayatı yaşamayı öğrenemeyebilir…
Bugün bunu düşündüm…
Eğer bir nesil ekranın içine hapsolursa…
gerçek hayatla bağ zayıflar…
Ve bu bağ zayıfladığında…
toplumda çok farklı sorunlar ortaya çıkabilir…
okul ortamları da dahil olmak üzere…
Bu yüzden önemli olan şey…
Sadece yasaklamak değil…
doğru yönlendirmek…
ilgi göstermek…
ve çocuğu hayata bağlamak…
Çünkü çocuk ne görürse onu olur…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün düşündüm…
Mustafa Kemal Atatürk ne demiş…
“Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı ve ikbal ışığısınız. Memleketi asıl ışığa boğacak olan sizsiniz. Kendinizin ne kadar önemli, değerli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız. Sizlerden çok şey bekliyoruz.…”
Bu sözleri düşündüm…
Ve sonra bugüne baktım…
Şimdi çocuk ne oldu…
Eskisi gibi mi…
Sanki değil…
Çocuklar artık daha erken büyüyor…
Oyun azalmış…
Masumiyet azalmış…
İnsan üzülüyor…
Bir de şunu düşündüm…
Aslında her şey evde başlıyor…
Anne…
Baba…
Çocuğa ne gösterirse…
Çocuk onu öğrenir…
Eğer anne baba derse ki…
“Mustafa Kemal Atatürk’ün yolundan git…”
Çocuk doğruyu öğrenir…
Saygıyı öğrenir…
Sevgiyi öğrenir…
Ve iyi insan olur…
Çünkü çocuk…
Gördüğüyle büyür…
Ben de kendimi düşündüm…
5 Mayıs’ta 23 yaş olacağım…
Ama bazen hissediyorum ki…
Sanki 50 yaşındayım…
Çünkü hayat bana erken öğretti…
Bugün şunu anladım…
İyi bir gelecek istiyorsak…
İyi çocuklar yetiştirmeliyiz…
Bu da…
Anne ve babayla başlar…
Çocuk düzelirse…
Gelecek düzelir…
Gelecek düzelirse…
Türkiye düzelir…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün düşündüm…
Hava kapalı…
Gökyüzü gri…
Soğuk…
Sessiz…
Ama fark ettim ki…
Sadece hava değil…
İnsanlar da kapalı…
İnsan oğlunun içinde
bir karanlık var artık…
Bir yüzü var…
Kimseye göstermediği…
Gülüyor…
Ama içi başka…
Konuşuyor…
Ama kalbi başka…
Tıpkı bugün gibi…
Dışarıdan sakin…
Ama içinde ağırlık…
İnsan değişmiş…
Eskisi gibi değil…
Daha sert…
Daha soğuk…
Merhamet azalmış…
Samimiyet kaybolmuş…
Ve en kötüsü…
İnsan artık bunu normal sanıyor…
Bugün düşündüm…
Hava kapalıysa…
İnsan da kapalı…
Ama yine de…
Her karanlığın bir sonu vardır…
Belki bir gün…
Hem hava…
Hem insan…
Aydınlanır…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün yine düşündüm…
Kendi adımı düşündüm…
Benim adım Osman Yıldırım…
Bir gün merak ettim…
Google’a yazdım…
“Osman Yıldırım” diye arattım…
Karşıma o kadar çok kişi çıktı ki…
Aynı isim…
Aynı soyisim…
Bir an durdum…
Kendi kendime düşündüm…
“Ben hangisiyim?”
Kalabalık bir isim içinde kaybolmuş gibiydim…
Ama sonra fark ettim…
İnsanları isimleri değil…
yaşadıkları, düşündükleri ve bıraktıkları izler ayırır…
Ben de sıradan olmak istemedim…
Sadece bir isim gibi kalmak istemedim…
O an bir karar verdim…
Kendime ait bir kimlik oluşturdum…
Hekimhanlı Osman Yıldırım 44
Ve o “44” benim için sadece bir sayı değil…
Bir hatırlatma…
Bir bağ…
Bir yön…
Beni geçmişime bağlayan…
Köklerimi unutturmayan bir işaret…
Nereden geldiğimi…
Kim olduğumu…
Ve hangi yolda yürüdüğümü anlatıyor…
Artık sosyal medyada da…
Ve web ortamında da…
kendimi böyle tanıtıyorum…
Hekimhanlı Osman Yıldırım 44
Bu isim bana ait…
Bu yol bana ait…
Ve şunu da fark ettim…
İnsan kendine sahip çıkarsa…
Kim olduğunu kaybetmez…
Kendi yolunu çizer…
Kendi izini bırakır…
Kendi anlamını yaratır…
Ben de bunu yaptım…
Ve sonunda şunu söyledim…
Adım uzun olabilir…
Ama ben sıradan değilim…
Ben kendime aitim…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün Türkiye’yi düşündüm…
Ve artık şunu net görüyorum…
Bir şeyler yolunda değil.
Toplumda ciddi bir kopukluk var…
İnsanlar birbirini dinlemiyor…
Sadece konuşuyor…
Kimse karşısındakini anlamaya çalışmıyor…
Herkes kendi doğrusunu dayatıyor…
Saygı azalmış…
Sabır tükenmiş…
Empati zayıflamış…
En küçük meseleler bile büyüyor…
Basit bir söz bile tartışmaya dönüşüyor…
İnsanlar yan yana ama aslında uzak…
Aynı ortamda ama farklı dünyalarda yaşıyor gibi…
Ve en tehlikelisi şu…
Bu durum normalmiş gibi kabul edilmeye başlanıyor…
Ama bu normal değil…
Bu bir alışma hali…
Bu bir sessiz bozulma…
Toplum yavaş yavaş birbirinden kopuyor…
İnsan insanı anlamayınca…
Güven de kalmaz…
Bağ da kalmaz…
Ama yine de şunu biliyorum…
Bu gidişat değişebilir…
Çünkü sorun sadece dışarıda değil…
İnsanın içinde de başlıyor…
Biraz durmak…
Biraz dinlemek…
Biraz anlamaya çalışmak…
Bunlar değişirse…
Her şey değişebilir…
Ama aksi olursa…
Bu uzaklık daha da büyür…
Ve en sonunda…
Herkes kendi içine kapanır…
“En büyük kayıp, birbirimizi anlamayı bırakmaktır.”
Allah rızası için…
Bize ne oldu…
Bu ülke neden böyle oldu…
Birbirimizi kaybedersek…
Geride ne kalır…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün yine düşündüm…
Ben hiç çocuk olmadım…
Benim çocukluğum…
Diğer çocuklar gibi değildi…
Oyunlarla değil…
Hastanelerle geçti…
Çok iğne oldum…
Çok ilaç içtim…
Hastane koridorları…
Beklemeler…
Hepsi çocukluğumun bir parçası oldu…
Küçük yaşta…
Sabretmeyi öğrendim…
Bazen korktum…
Bazen canım yandı…
Ama sustum…
İçimde yaşadım…
Diğer çocuklar oyun oynarken…
Ben tedavi oluyordum…
Onlar koşarken…
Ben bekliyordum…
Bu yüzden erken büyüdüm…
Belki çocukluğumu yaşayamadım…
Ama güçlü olmayı öğrendim…
Şimdi büyüdüm…
Ama o günler içimde duruyor…
Hastane deyince hâlâ içim sıkılıyor…
Ama yine de…
Hayata tutunuyorum…
Zor olsa da…
Yaşamaya devam ediyorum…
Çünkü umut…
Hâlâ içimde…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün yine güzel bir şeyi düşündüm…
Teyzemin görümcesinin iki çocuğu var…
Onlarla aramız çok iyi…
Sadece akraba değiliz…
Aynı kafadayız…
Aynı düşüncedeyiz…
Üçümüz de
Mustafa Kemal Atatürk’ü seven…
Onun yolunu benimseyen…
Onun düşüncelerine değer veren insanlarız…
Bu ortak düşünce…
Bizi birbirimize daha da yakınlaştırıyor…
Aramızdaki bağı daha güçlü yapıyor…
Özkan abim…
Özhan abim…
İkisi de benim için sadece akraba değil…
Gerçekten değer veren insanlar…
Bir gün akülü arabam bozulmuştu…
Evde oturuyordum…
O sırada beni aradılar…
“Osman ne yapıyorsun?” dediler…
Ben de dedim ki…
“Evde uğraşıyorum abi…”
“Niye dışarı çıkmıyorsun, pazara çarşıya gitmiyor musun?” dediler…
Ben de söyledim…
“Arabam bozuldu abi…”
Sonra ne oldu biliyor musun…
Hiç düşünmeden…
Beni düşündüler…
Bana akülü araba aldılar…
Yolladılar…
O an…
Gerçekten çok duygulandım…
Çok mutlu oldum…
Çünkü bu sadece bir yardım değildi…
Bu, beni önemsemekti…
Beni unutmamak demekti…
Bir de ne zaman Hekimhan’a gelseler…
Mutlaka yanıma uğrarlar…
Benimle sohbet etmeden…
Hatırımı sormadan gitmezler…
Bu benim için çok büyük bir şey…
İnsan bazen küçük şeylerle mutlu olur…
Ama aslında o küçük şeyler…
Çok büyük anlam taşır…
Ben de buradan söylemek istiyorum…
İyi ki varsınız…
İyi ki hayatımdasınız…
Özkan abim…
Özhan abim…
Sizi çok seviyorum…
Allah sizden razı olsun…
İyi insan az bulunur…
Ama bulundu mu…
Hayatı güzelleştirir…
Biz Atatürkçüyüz…
Ne mutlu Türküm diyene.
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün düşündüm…
Bir çiçek…
Toprağın içinden sessizce çıkar…
Kimse görmeden büyür…
Yavaş yavaş güçlenir…
Güneşi hisseder…
Yağmuru görür…
Rüzgârı tanır…
Bazen zorlanır…
Bazen eğilir…
Ama yine de hayata tutunur…
Sonra bir gün…
Açar…
Renkleri ortaya çıkar…
Güzel olur…
İnsanın içini açar…
Bakanı mutlu eder…
Ama o güzellik…
Sonsuza kadar sürmez…
Bir gün gelir…
Sessizce solar…
Ağır ağır çekilir…
Hiç gürültü yapmadan…
Hiç kimseye yük olmadan…
İşte hayat da böyle…
İnsan da bir çiçek gibidir…
Doğar…
Büyür…
Yaşar…
Sevinir…
Üzülür…
Ve bir gün…
Yolculuğunu tamamlar…
Ama geriye kalan en önemli şey şudur:
Nasıl hatırlandığı…
Ben de bugün bunu düşündüm…
Bir gün ben olmasam bile…
Beni hatırlayanlar beni şöyle bilsin isterim:
“Osman vardı…
Çok akıllıydı…
Hayata rağmen güçlüydü…
Telefonunu bile burnuyla kullanarak kendi yolunu buluyordu…
Ama hiç pes etmiyordu…”
Ve aynı zamanda…
Mustafa Kemal Atatürk’ün fikirlerine bağlı, Atatürkçü bir insandı…
Onun fikirleri ona yol gösteriyordu…
Onun düşünceleri ona güç veriyordu…
İşte benim için en önemli şey bu…
Pes etmemek…
Devam etmek…
Ve iz bırakmak…
Çünkü insan gider…
Ama bıraktığı iz kalır…
Bir çiçek gibi…
Kısa ama güzel…
Kısa ama anlamlı…
Ve kalpte yer eden…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün biraz kendimi düşündüm…
Her gün aynı gibi geçiyor bazen…
Aynı saatler…
Aynı şeyler…
Ama aslında öyle değil…
Her günün içinde küçük farklar var…
Küçük hisler var…
İnsan fark etmese bile…
İçinde bir şeyler değişiyor.
Bazen içim sıkılıyor…
Bazen hiçbir şey yapmak istemiyorum…
Sanki her şey durmuş gibi geliyor…
Ama sonra düşünüyorum…
Hayat böyle…
İyi gün var…
Kötü gün var…
Mutlu an var…
Zor an var…
Engelli olmak zaten zor…
Bunu en iyi ben biliyorum…
Bazen kimse anlamıyor gibi geliyor…
Sanki içimde olanları kimse görmüyor…
Ama yine de susuyorum…
Kendi içimde yaşıyorum…
Yine de devam ediyorum…
Kendi kendime yetmeye çalışıyorum…
Kendi yolumu buluyorum…
Yavaş da olsa ilerliyorum…
Kolay değil…
Gerçekten kolay değil…
Ama imkânsız da değil…
Bazen küçük bir şey bile mutlu ediyor…
Bir söz…
Bir an…
Bir hatırlanmak…
İnsan aslında çok şey istemiyor…
Sadece anlaşılmak istiyor…
Bugün şunu fark ettim:
İnsan ne yaşarsa yaşasın…
İçinde bir güç kalıyor…
Ve o güç…
Onu ayakta tutuyor.
Ben de ayakta duruyorum…
Belki herkes gibi değil…
Belki daha yavaş…
Ama pes etmeden…
Düşe kalka…
Ama devam ederek…
Çünkü biliyorum ki…
Hayat zor olsa da…
Yaşamaya değer.
Ve ben de kendi hayatımı…
Kendi yolumda…
Devam ettiriyorum.
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün kendi hayatımı düşündüm…
Bir günüm nasıl geçiyor diye…
Gece saat 02.00’de uyuyorum…
Sabah 09.00’da uyanıyorum…
Kahvaltımı yapıyorum…
Sonra saat 10.00 gibi
ERTV Güne Bakış programını açıyorum…
Saat 12.56’ya kadar izliyorum…
Haberleri takip etmek hoşuma gidiyor…
Haberler bittikten sonra
Kekliğimle ilgileniyorum…
Eskiden 3 tane kekliğim vardı…
Ama 2 tanesi öldü…
Şimdi 1 tane kaldı…
Onunla ilgileniyorum…
Onunla vakit geçiriyorum…
Bana iyi geliyor…
Bazen sıkılıyorum…
O zaman telefonu kullanıyorum…
Hayatımı büyük ölçüde telefonla sürdürüyorum…
Her şeyi kendi imkanlarımla yapıyorum…
Bazen zor oluyor…
Ama yine de devam ediyorum…
Engelli olmak kolay değil…
Bazen insanın gücü yetmiyor…
Bazen yavaşlıyor…
Bazen yoruluyor…
Ama yine de hayat devam ediyor…
Ben de elimden geleni yapıyorum…
Pes etmiyorum…
Kendi yolumu bulmaya çalışıyorum…
Küçük şeylerle bile mutlu olmayı öğreniyorum…
Boş zamanlarımda
TikTok ve Instagram’da videolar paylaşıyorum…
Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleri bana güç veriyor…
İçimi rahatlatıyor…
“Hayatta en hakiki mürşit ilimdir”
Bu söz benim yolumu aydınlatıyor…
Hava güzelse dışarı çıkıyorum…
Akülü arabamla dolaşıyorum…
Temiz hava almak iyi geliyor…
Eve dönünce kulaklığımı takıyorum…
Türkü dinliyorum…
Saatlerce…
Türküler benim için sadece müzik değil…
Sanki bir dost gibi…
Beni anlayan, bana eşlik eden bir şey gibi…
Ve şunu da söylemek istiyorum…
Allah tüm engellilere yardım etsin…
Onlara güç versin…
Dayanma gücü versin…
Çünkü bazen hayat gerçekten zor olabiliyor…
Ama yine de…
İnsan yaşamak için bir sebep buluyor…
İşte benim bir günüm böyle…
Sakin…
Ama güçlü…
Ve bana ait…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün biraz dünyayı düşündüm… İyi insanlar var mı diye düşündüm…
Bazen insan böyle düşünür… Gerçekten iyi insanlar kaldı mı diye…
Sonra aklıma bir anı geldi… Ve içim birden değişti.
2019 yılını hiç unutmuyorum… O gün ben 16 yaşındaydım… Şimdi üzerinden 7 yıl geçti… Ama o gün hâlâ dün gibi aklımda.
O zamanlar dedem vefat etmişti… İçim çok doluydu… Çok üzgündüm… İçimde tarif edemediğim bir boşluk vardı…
O sırada dediler ki… Hülya Kaya buraya gelmiş… ERTV Güne Bakış için yayın yapıyormuş.
İçimden bir istek geldi… Gitmek istedim… Onu görmek istedim…
Ağladım… “Beni oraya götürün” dedim.
Babam beni kırmadı… Beni aldı… Ve oraya gittik.
O anı hiç unutmuyorum…
Kalabalık vardı… Ama benim için sadece o an önemliydi…
Ve o gün tanıştık…
Ama o gün sıradan bir gün değildi… Benim için çok özel bir gündü… Belki de hayatımda bir dönüm noktasıydı.
O gün bugündür… O benim ablam oldu.
Sadece bir tanıdık değil… Gerçekten kalbime dokunan biri oldu.
İyi ki tanışmışız…
Bana çok destek oldu… Beni anladı…
İlk akülü arabamı hediye etmesi benim için çok büyük bir şeydi… Çünkü bu sadece bir hediye değil… Bir değer, bir hatıraydı…
Başka biri olsa belki ilgilenmezdi… Ama o öyle yapmadı.
Allah razı olsun…
İyi ki Hülya ablam var…
23 Eylül 2025’i de hiç unutmuyorum… Onun yanına gittim… Sürpriz yaptım…
Onu görünce içim çok mutlu oldu… O gün benim için çok özeldi…
Bazen insan düşünür… Kim gerçekten yanında diye…
Ve anlar ki… Herkes olmaz… Ama bir kişi gerçekten kalpten olur.
Eğer bir gün ben yazmazsam… “Osmancık bugün yazmadı” diye düşünmesi bile beni mutlu eder…
Çünkü hatırlanmak… Unutulmamak… Bazen insan için en büyük şeydir.
Bugün şunu anladım:
Evet… Bu dünyada hâlâ iyi insanlar var…
Ve ben onlardan biriyle tanıştım…
İyi ki de tanışmışım…
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün biraz ailemi düşündüm… ama bu sefer yanımda olan ve bana destek verenleri düşündüm.
Benim bir dayım var… çok iyi bir insan. Sadece bir dayı değil; hayatımda büyük bir yer tutuyor. Her zaman yanımda oldu, beni dinledi ve yol gösterdi… bazen sessizce, bazen sözleriyle… ama hep destek oldu.
Onun üç çocuğu var… ama biz öyle kuzen gibi değiliz; sanki öz kardeş gibiyiz. Aslında biz… 5 kardeş gibiyiz.
Okan, Oktay ve Elif… üçü de benim için çok değerli. Ama içlerinden biri var ki yeri bende başka: Okan. Benim için sadece kuzen değil; gerçek bir kardeş gibi.
Bir dönem psikolojim bozuldu… içim sıkıldı, zor zamanlar geçirdim… ama bunu anneme, babama anlatmadım; içimde tuttum. Gidip Okan’a anlattım. O dinledi, anladı ve yanımda oldu. Yalnız olmadığımı hissettirdi, içimi biraz olsun hafifletti.
Oktay ve Elif de benim için çok değerli; onlar da hayatımın bir parçası.
Gerçek kardeşlik sadece kan bağı değil; anlamak, yanında olmak ve destek olmaktır.
İyi ki varlar… iyi ki hayatımdalar.
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Dün dışarı çıktım…
Dipsiz Göl’e gittim, annem, babam ve kardeşimle birlikteydim. Onlarla olmak güzel hissettirdi; konuşmalar, gülüşmeler… hepsi o anı özel kıldı.
Göl çok güzeldi; su sakin ve berraktı, etraf sessizdi. Doğanın huzuru içimi sarıyordu.
Ağaçlara baktım, kuşlar ötüyordu, rüzgar hafifçe esiyordu. Her şey öylesine doğal ve güzel görünüyordu ki içimde dinginlik hissettim.
Hiçbir şey düşünmeden sadece izledim; gölün kenarında durdum, derin bir nefes aldım ve biraz olsun rahatladım.
Hayat bazen hızlı ve karmaşık gelir. Ama böyle anlar hatırlatıyor ki, sade bir doğa ve sevdiklerinle geçirilen zaman… en güzel şeyler bunlar.
O gün; göl, sessizlik, ailem… hepsi birleşince içim huzurla doldu.
Ve fark ettim ki, bazen sadece "güzel bir an" yeterlidir… mutlu olmak için.
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün ailemi uzun uzun düşündüm…
Hayat bazen zor. Engelli olmak kolay değil. Bazen yoruluyorum, bazen içime kapanıyorum, bazen de kimse anlamıyor gibi hissediyorum.
Ama sonra etrafıma bakıyorum ve bir şeyi tekrar hatırlıyorum:
Ben yalnız değilim.
Annem, babam, kardeşim… Hep yanımdalar.
Ben düştüğümde tutuyorlar. Yorulduğumda destek oluyorlar. Sustuklarımı bile anlıyorlar.
Şunu çok iyi anladım: Engelli bir insan için aile sadece aile değildir.
El olur, ayak olur, güç olur.
Yapamadığını tamamlar, eksik kalan yeri doldurur. Hiç şikâyet etmeden, sessizce yanında durur.
Annemin sabrı, babamın gücü, kardeşimin desteği… Hepsi benim hayatımın bir parçası.
Kardeşim bazen bir arkadaş, bazen bir güç… Ama en önemlisi, hep benimle.
Belki herkes görmez, belki herkes anlamaz… Ama ben biliyorum:
Bu destek olmasa, bu kadar güçlü olamazdım.
Bugün içimden bir dua geçti:
Allah tüm engelli ailelerine sabır, güç ve dayanma kuvveti versin.
Çünkü onlar büyük bir yük taşıyor… Ama bunu sevgiyle taşıyor.
Ben de ailem olduğu için her gün şükrediyorum.
Çünkü en büyük şansım… onların yanımda olması.
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün kendimi düşündüm…
6 aydır kış vardı… Soğuk, gri, sessiz… Ben de dışarı çıkmıyordum. Evdeydim… alıştım artık.
Dün hava güzeldi… Güneş biraz yüzünü gösterdi… Ben de dışarı çıktım.
Annemle, babamla gittim… Biraz dolaştık… Temiz hava, güneş… Bana iyi geldi.
Ama sonra… Güneş beni çarpmış. Başım ağrıyor… Hasta gibi hissettim.
Engelim olduğu için Dışarı çıkmak kolay değil… Ama bugün gördüm ki Sadece dışarıda olmak, güneşi hissetmek bile değerliymiş.
Kış uzun ve yorucu geldi bana… Evde kalmak kolaydı, Ama ruhum biraz sıkılmıştı…
Şunu anladım: İnsan hareketsiz olsa da Güneş, hava, biraz dışarıda olmak İçinde bir şeyleri değiştiriyor.
Bugün biraz kötüyüm… Ama geçer…
Yarın yine güneşi göreceğim Ve bu bana yetiyor.
Kış bitiyor… Güneş geri geliyor… Ben de yavaş yavaş yeniden kendimi hissetmeye başlayacağım.
Ve bunu bilmek… Bana umut veriyor.
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün yine eski dizileri düşündüm… Ve içimden bir cümle geçti:
“Eskiden gerçekten daha güzeldi…”
Bir süre durdum…
Hiçbir şey yapmadan,
Sadece geçmişi hatırladım.
Aklıma bir sürü dizi geldi:
Geniş Aile
Cennet Mahallesi
Yabancı Damat
Akasya Durağı
Küçük Ağa
Çiçek Taksi
Kertenkele
Sihirli Annem
Selena
Bez Bebek
En İyi Arkadaşım
Çocuklar Duymasın
Kalbim Ege
Yeni Gelin
Kuzey Yıldızı: İlk Aşk
Hepsi bir zamanın parçası…
Hepsi ayrı bir hatıra…
O dizilerde bir sıcaklık vardı.
Zorlama değildi…
Doğaldı…
Samimiydi…
İnsan izlerken gerçekten gülerdi.
Bazen düşünürdü…
Bazen de hiç fark etmeden mutlu olurdu.
O zamanlar izlemek başkaydı…
Ailece izlenirdi,
beklenirdi
ve kıymeti bilinirdi.
Şimdi her şey var…
Ama o eski tat yok.
Bugün şunu anladım:
Aslında sadece dizileri değil,
o günleri özlüyorum.
O anları…
O sade mutluluğu…
Hiçbir şey düşünmeden geçirilen o zamanları…
İnsan büyüyor,
zaman geçiyor…
Ama bazı şeyler kalıyor.
Ben de bugün onları hatırladım.
İçimden sadece şu geçti:
“İyi ki vardı… İyi ki yaşadım…”
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Dün akşam Arka Sokaklar izledim. Sakin bir akşamdı… sadece oturdum ve izledim.
İzlerken fark ettim ki eskiden diziler daha güzeldi; hikâyesi vardı, duygusu vardı… kendimi bulurdum. Şimdi diziler var ama eskisi gibi değil. Ama bir şey değişmedi: hâlâ Arka Sokaklar var.
20 yıldır devam ediyor… ben de 23 yaşındayım, yani diziyi hayatımın büyük kısmında izledim. Çocukluğumdan beri onunla büyüdüm ve hâlâ izliyorum. İnşallah 30 yıl boyunca da devam eder; hayatımın neredeyse yarısı boyunca… belki ben yaşlanınca da ekranda olacak ve ben yine izliyor olacağım.
Dizi bana bir zaman kapsülü gibi geliyor; geçmişimi, bugünümü ve belki geleceğimi bir araya getiriyor. İzlerken içimden şunu söyledim: “Eskiden daha güzeldi…” Ama şimdi de değerli; çünkü bu diziyi izlemek geçmişi hatırlamak, kendimi hatırlamak demek.
Bazen insan hem geçmişi özler hem de bugünde kalır. Ben de öyle yaptım… dün akşam izledim ve 20 yıldır süren, belki 30 yıl sürecek o hikâyeyi kendi hayatımın içinde hissettim.
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün durdum…
Sadece nefes aldım.
Ne kadar plan yaparsam yapayım,
Bazen işler istediğim gibi gitmiyor.
Bazen engel oluyor, bazen zaman…
Ama yine de devam ediyorum.
Kaç aydır psikolojim bozuktu…
Şimdi ise yavaş yavaş iyileşiyorum.
Küçük adımlar, küçük mutluluklar…
Bunlar bana yetiyor.
Küçük şeyler yetiyor bana.
Bir gülüş, bir söz, bir an…
Onlar yetiyor, yavaş yavaş huzuru bulmaya.
Engelim varsa da,
Yavaş ilerliyorsam da…
Bu benim yolum.
Ve ben buna hazırım.
Bugün bunu hatırladım:
Her şey hemen düzelmez belki…
Ama her adım bir ilerlemedir.
Her nefes bir kazançtır.
Psikolojim düzelmeye başladı…
Ve bu bana yetiyor.
Bunu görmek, hissetmek…
Yeter ki vazgeçmeyeyim.
Bugün ayakta kaldım…
Ve bu bana yetiyor.
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün yine derin derin düşündüm…
Hayat ne kadar değişmiş, biz ne kadar değişmişiz.
Bir an durdum…
Ve içimden şu söz döküldü:
Oğlum Osman, niye büyüdün sen?
Çocukken çok daha mutluydun…
Çünkü o zamanlar…
Her şey daha sadeydi.
Her şey daha anlamlıydı.
İlk telefonum Nokia 5230…
Elime aldığımda mutlu olurdum.
Ne hızı vardı, ne gösterişi…
Ama kalbimde kocaman bir huzur vardı.
O zamanlar ne Facebook vardı,
Ne Instagram,
Ne WhatsApp,
Ne TikTok…
Sadece SMS vardı.
Ve o SMS’ler bile kalptendi.
Azdı belki… ama özdü.
Zaman yavaştı…
Hayat sakindi…
Bir gün bitmez gibi gelirdi…
Bir gülüş saatler sürerdi.
Şimdi ise…
Her şey çok hızlı…
5G çıktı, internet ışık hızında…
Telefonlar hızlı, zaman hızlı…
Ama insanın içi aynı hızla yoruluyor.
Bir mesaj gelince sevinirdik…
Beklerdik… sabrederdik…
Ve o tek mesaj,
Bazen bütün günümüzü güzelleştirirdi.
Şimdi yüzlerce bildirim geliyor…
Ama hiçbiri eskisi gibi kalbe dokunmuyor.
O günlerde;
Az vardı ama değerliydi…
Yavaş vardı ama anlamlıydı…
Sessizlik vardı… ama huzur doluydu.
Bazen düşünüyorum…
Keşke o günleri geri getirebilsek…
Ama insan büyüyünce…
Her şeyi kafasına takıyor…
Her sözü, her bakışı, her anı…
Kalbine yük ediyor.
Ama ben hâlâ inanıyorum…
İçimizdeki çocuk kaybolmadı…
Sadece sessizleşti.
Belki yapmamız gereken…
O çocuğu tekrar hatırlamak…
Biraz daha az düşünmek…
Biraz daha çok hissetmek…
Çünkü bazen mutluluk…
Geçmişi hatırlamak kadar,
O sadeliği ve huzuru yeniden bulabilmektir.
Bugün biraz yavaşladım…
Biraz sustum…
Biraz da kendimi dinledim…
Ve anladım ki:
En güzel anlar…
En sade olanlardır.
Ve en değerli olan…
Kalbimizdeki o çocuk hâlâ bizimle…
©.2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün yeni bir ayın ilk günü… Nisan ayı geldi ve bana her zaman yenilenme, umut ve tazelenme hissi veriyor. Geçmişte yaşadığım zorlukları bir kenara bırakıp, yeni başlangıçlara odaklanmak için güzel bir fırsat.
Hayat, bazen beklenmedik sürprizlerle dolu. İnsan ne kadar plan yaparsa yapsın, bazen işler istediğimiz gibi gitmez. Ama önemli olan, her durumda dimdik ayakta durabilmek ve içimizdeki ışığı kaybetmemek.
Ben bugün kendime, küçük ama anlamlı hedefler koydum:
•Her gün bir şeyler öğrenmek,
•Sevdiğim insanlara daha çok değer vermek,
•Ve en önemlisi, kendi iç huzurumu korumak.
Engeller ne kadar büyük olursa olsun, her birini aşmak mümkün. Her düşüş, yeniden kalkmanın bir parçası ve her karanlık, sonunda aydınlığa çıkar. Bugün Nisan ayının ilk günü… ve ben her yeni güne umutla başlamaya kararlıyım.
Bu ay, kalbimdeki sevgiyi, azmi ve sabrı büyüteceğim. Her gün bir şeyler yazmak, bana sadece huzur vermiyor; aynı zamanda hayata karşı güçlenmemi sağlıyor.
Bugün, kendime ve hayata bir kez daha söz verdim: Ne olursa olsun, yazmaya, paylaşmaya ve ileriye bakmaya devam edeceğim.
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım
Bugün yine güne merhaba dedim. Hayat zor ve ağır olabilir; ama ben pes etmeyi bilmem. Engeller ne kadar büyük olursa olsun, içimizdeki ışık yolumuzu aydınlatır.
Küçük mutlulukları keşfetmeyi öğrendim; bir kuşun cıvıltısı, rüzgârın yüzüme dokunuşu, basit anlar… Bu anlar birikir ve kalbimi güçlendirir.
Her gün yazmak benim için bir alışkanlık ve terapi. Düşüncelerimi, hislerimi ve hayallerimi kağıda dökmek içimdeki fırtınayı sakinleştiriyor. Geçmişi değiştiremeyiz ama bugün ve yarın için umutla ilerleyebiliriz.
Bazen yalnız hissediyorum, bazen dünya ağır geliyor… Ama her düşüş, yeniden kalkmanın fırsatıdır. Her engel, sabrın ve azmin sınavı. Ben hazırım; engelleri aşmak ve ışığımı göstermek için.
Bugün kendime söz verdim: Her gün yazacağım, duygularımı paylaşacağım ve asla vazgeçmeyeceğim. Hayat her ne olursa olsun, değerli ve yaşanmaya değer.
© 2026 OSMAN YILDIRIM
#hekimhanlıosmanyıldırım